Atatürk: Karar ve Tavır
28.12.2025
Cumhuriyet Kitapları tarafından yayımlanan, Cumhuriyet’in 102. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu babası, aydınlanma devrimlerinin lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün genç nesillerce daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla kaleme aldığı Atatürk: Karar ve Tavır adlı yeni incelemesi ile usta araştırmacı gazeteci ve yazar Dr. Mehmet Alev Coşkun kapağımızda.
Atatürk hakkında ülkemizde ve bütün dünyada
bugüne kadar binlerce kitap, on binlerce makale yayımlanmıştır. Bunların büyük
kısmı Atatürk’ün yaşamöyküsüdür.
Peki bu kitabın farkı nedir?
Öncelikle Coşkun, Karar ve Tavır’da Atatürk’ün
kronolojik biyografisini yazmıyor. Kitap, Atatürk için bir öykünme, bir Atatürk
“kültü” yaratma amacını da taşımıyor.
Karar ve Tavır, somut kararlarıyla Atatürk’ü
ortaya koyuyor. Askerlik yaşamında büyük komutan, ardından devlet kurucusu ve
aydınlanma devrimlerinin yaratıcısı olan dünya ölçeğinde bir liderin
eylemlerinin dayanağı olan yaşamı boyunca aldığı önemli kararlar ve stratejik
durum değerlendirmelerine odaklanıyor.
Kuşkusuz
Atatürk 57 yıllık yaşamında binlerce karar almıştır. Bu kitapta Atatürk’ün
aldığı 80 stratejik karar ve bizzat yazdığı durum değerlendirmeleri ele
alınıyor.
Her
kararın altyapısı, arka planı, kararın alındığı zaman dilimindeki koşullar
inceleniyor. Her kararla ilgili, Atatürk’ün söyledikleri ya da yazdıkları temel
kaynağından aynen veriliyor.
Atatürk’ü lider yapan kültürel kökler ve
Atatürk’ün liderlik özellikleri üzerinde de geniş olarak duruluyor.
Coşkun, Atatürk’le ilgili tartışmalı iki konuyu
da “Atatürk ve Diktatörlük”, “Atatürk ve Demokrasi” bölümlerinde inceliyor.
750’yi
aşkın dipnotun kullanıldığı, her bölümden
sonra kaynakların verildiği Atatürk: Karar ve Tavır, Dr. Mehmet Alev Coşkun’un
yetkin bir dil ve canlı bir biçemle Atatürk’ün stratejik kararlarının doğumunu
ortaya koyduğu özgün bir başucu kitabı.
Öner Yağcı’nın yazısı
İyi okumalar
Gamze Akdemir
……………………………………………
Mehmet Alev Coşkun: ‘Atatürk, hırs ve duygulara yenik
düşmemiş, aklı her şeyin önünde tutmuştur!’
Usta araştırmacı gazeteci ve yazar Mehmet
Alev Coşkun, Cumhuriyet Kitapları tarafından kısa süre önce yayımlanan Atatürk:
Karar ve Tavır adlı yeni incelemesinde, askerlik yaşamındaki büyük
komutanlığından sonra devlet kurucusu ve Aydınlanma devrimlerinin öncüsü olan
dünya ölçeğinde bir liderin çeşitli olaylar, durumlar karşısındaki tavır ve
eylemlerini, bunların dayanağı olan kararlarını ve değerlendirmelerini ele
alıyor
14.11.2025
13:59:00
Güncellenme: 14.11.2025
13:59:00
Mehmet Alev Coşkun, Cumhuriyet Kitapları tarafından yayımlanan Atatürk: Karar ve Tavır adlı yeni incelemesinde,
askerlik yaşamındaki büyük komutanlığından sonra devlet kurucusu ve Aydınlanma devrimlerinin öncüsü olan dünya
ölçeğinde bir liderin çeşitli olaylar, durumlar karşısındaki tavır ve
eylemlerini, bunların dayanağı olan kararlarını ve değerlendirmelerini ele
alıyor.
Peki, bu kitabın yayımlanmış
binlerce Atatürk kitabından farkı nedir?
Özgün bir ilk niteliğindeki Atatürk: Karar ve Tavır kitabında her şeyden önce
hem düşün hem eylem insanı olan Atatürk’ün nerede,
ne zaman, kaç yaşındayken, hangi konumdayken, hangi görevdeyken, konulara nasıl
yaklaştığını, o konudaki tavrının ne olduğunu, hangi kararı alıp nasıl
uyguladığını ve bunların sonuçlarını görüyoruz.
Ele alınan stratejik durumlar; arka
planıyla, tavır ve kararın alındığı zaman dilimindeki koşullarıyla kendi
yazdıkları ve söyledikleri ışığında tanıklıklarla ve belgelerle
değerlendiriliyor.
Atatürk’ün yaşamında verdiği binlerce karardan
özenle seçilen 85 konunun ilki 1893 yılındandır. Kendi başına verdiği ilk karar
yaşamının önemli bir dönüm noktasıdır: Annesinin karşı çıkmasına karşın Selanik
Askeri Rüştiyesi’nin sınavlarına girip kazanır ve okula kaydını yaptırır.
Ülkenin baskı yönetiminden
kurtarılmasını amaçlayan Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni
kurup arkadaşlarına, “Tarih bugün biz evlatlarına bazı büyük
görevler yüklüyor. Bu kuracağımız teşkilat ile bir gün mutlaka ve elbette
başarılı olacağız. Vatanı, milleti kurtaracağız” dediğinde 24
yaşında genç bir subaydır.
Kitapta, Fransız tarihçi Jean Paul Roux’nun “Çağdaş dünyada Mustafa Kemal
kadar önemli ve derin toplumsal etkilerde bulunmuş başka bir kişilik
tanımıyorum. Bütün tarihçiler Atatürk olmasaydı ve bilinen eylemini yapmasaydı,
ortada Türkiye diye bir şey olmayacağını kabul etmektedirler” dediği Atatürk’ün yeni kararları ardı ardına gelir.
ATATÜRK’ÜN DİLİMİZDEN DÜŞMEYEN
SÖZLERİNİN ARDINDAKİ GERÇEK!
Bu kararlarda, ortaçağ koşullarında yaşayan bir toplumu çağdaş
uygarlık düzeyine taşımak hedefiyle tüm İslam dünyasında
benzeri olmayan toplumsal devrimler, köklü dönüşümler gerçekleştiren Atatürk’ün gerçekçiliği ve toplumsal önderliği açıkça
ortaya çıkmaktadır..
1905 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun
yıkılacağını, bu çöküntünün altında Türklerin ezileceğini görerek “Yıkılan imparatorluktan yeni bir Türk devleti çıkarmak”
stratejisi yaratır.
1915 yılında, Orta Asya, Afganistan, Hindistan’da “İslam İhtilali” yaratmak için Enver Paşa’nın
önerdiği stratejik görevi “gerçekçi bulmadığı” için
kabul etmez. Aynı yıl General Liman von Sanders’e
daha savaşın başında Almanya’nın “savaşı kazanamayacağını”
söyler.
VERİLİŞİ DE İTAAT EDİLİŞİ DE
OLAĞANÜSTÜ BİR EMİR: ‘BEN SİZE TAARRUZU DEĞİL, ÖLMEYİ EMREDİYORUM’
Çanakkale savaşlarından etkin bir
komutan olarak ortaya çıkmasının ardındaki gerçeği İngiliz gazeteci David Hotham’ın yazdıklarından öğreniyoruz:
“Şu olağanüstü emri verdiği yer
Çanakkale’dir: ‘Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum...’ Verilişi de
itaat edilişi de olağanüstü bir emir…”
“Geldikleri gibi giderler” dediğinde (13 Kasım 1918), aslında Anadolu’ya geçme kararını vermiştir:
“Bu geçirdiğim zamanın bir kısmını da
hazırlıklara ayırdım. Tahmin edersiniz ki fikir hazırlıkları, seferberlikte
asker toplamak için olduğu gibi davul zurna ile temin edilemez. Fikir
hazırlıklarında alçakgönüllülükle çalışmak, kendini silmek, karşısındakine
içtenlikli bir kanı yaratmak lazımdır.”
YILDIZIN PARLADIĞI AN!
O günlerde İngilizler İstanbul Hükümeti’ne, Karadeniz’de Rum
köylerinin Türkler tarafından saldırıya uğradığını, asayişin derhal
sağlanmasını isteyen bir nota verince Harbiye Nazırı Şakir Paşa,
Mustafa Kemal Paşa’yı makamına davet eder ve “ordu müfettişi” olarak Anadolu’ya
gitmesinin uygun görüldüğünü belirtir: “İşte tarihte yıldızın
parladığı an, o andır” (29 Nisan 1919).
COŞKUN: ‘PADİŞAH VAHDETTİN’İN MUSTAFA
KEMAL’E ANADOLU’DA KUVAYI MİLLİYE’Yİ ÖRGÜTLEME GÖREVİ VERDİĞİ İDDİASI BİR ŞEHİR
EFSANESİDİR’
Genelkurmay ikinci başkanı, askeri okullarda birlikte okuduğu,
Çanakkale’de cephe arkadaşı olan Diyarbakırlı Kâzım (İnanç) Paşa’ya,
kendisinin de Anadolu’ya geçme fırsatı aradığını,
bu fırsattan yararlanmaları gerektiğini, yetki kararnamesine ek yetkiler
konulmasını ister.
Kâzım Paşa’nın “Vazifemizdir, çalışacağız” demesi Kuvayı Milliye
ruhudur: “Yetki kararnamesini Mustafa Kemal kendisi düzenlemiş ve
yazdırmıştır. Mustafa Kemal’i Anadolu’ya Padişah Vahdettin gönderdi, ona
Anadolu’da Kuvayı Milliye’yi örgütleme görevi verdi iddiası bir şehir
efsanesidir.”
YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!
19 Mayıs 1919: Samsun’da 9. Ordu Müfettişi’dir, kararını vermiş, Milli Mücadele’nin temel stratejisini belirlemiştir:
“Ya istiklal ya ölüm!” Atatürk, gerçekçi
bir değerlendirme yapmış ve hedefe adım adım ilerlemiştir: “Başarı için pratik
ve güvenilir yol her safhayı vakti geldikçe uygulamak, uygulamayı birtakım
safhalara ayırmak, olaylardan ve olayların akışından yararlanarak milletin
duygu ve düşüncelerini hazırlamak ve basamak basamak ilerleyerek hedefe
ulaşmaya çalışmak gerekiyordu.”
Aslında bir “ihtilal bildirisi” ve “silahla direnmeye çağrı” olan Amasya Bildirisi (22 Haziran 1919), Mustafa Kemal’in kararı ve mücadelenin kurumsallaşmanın
ilk adımıdır: “Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun azim ve kararı
kurtaracaktır.”
Milli Mücadele’nin temelinin atıldığı Erzurum Kongresi’nde (23 Temmuz 1919) Kuvayı Milliye
örgütleriyle büyük önder, ilk kez kurumsal olarak buluşur:
“Milli sınırlar içinde bulunan vatan
parçaları bir bütündür, parçalanamaz. Manda yönetimi kabul edilemez.”
Erzurum’da ilk kez cumhuriyeten söz eder: “Zaferden sonra hükümet
şekli cumhuriyet olacaktır. Tesettür (örtünme) kalkacaktır. Fes kalkacak, uygar
milletler gibi şapka giyilecektir. Latin harfleri kabul edilecektir”.
Ocak 1920’de son Osmanlı Meclisi’nin kabul ettiği “Misakı Milli”nin metnini o yazar.
Daha sonra 1927 yılında Meclis’te, “Benim kararım: Kayıtsız,
şartsız, bağımsız Türk devleti kurmak” dediği Nutuk’la tarihe not düşen cumhurbaşkanıdır.
Kapsayıcı, koruyucu, kucaklayıcı,
barıştırıcı yurttaşlık tanımını yapar:
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye
halkına Türk milleti denir.”
1933’te, Köy
Enstitülerinin temeli olan önermeyi yapar: Köy Eğitmenleri.
YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ
“Millet yaşamı tehlikeye uğramadıkça,
savaş bir cinayettir” diyerek ülkeyi barış çemberi içine almayı amaçlayan, maceralardan uzak,
Türkiye’nin ulusal çıkarlarını düşünen gerçekçi dış politika onun
tavrıdır: “Yurtta barış, dünyada barış”.
Kitapta, ele alınan tüm bu olay ve
durumlar yaşandığı koşullar içinde değerlendirilerek Atatürk’ün bu kararlarının nasıl oluştuğu ve
tavırlarıyla aldığı başarılı sonuçlar veriliyor.
Atatürk’ün kültürel kökleri; okuduğu askeri
okullarda vatan, millet, özgürlük kavramlarını işleyen Namık Kemal, Tevfik Fikret ve Ziya Gökalp gibi Türk aydınlarını yakından
izlemesine, özel derslerle Fransızca ve Almancasını ilerletmesine dayanır.
ATATÜRK’ÜN OKUMA TUTKUSU,
ŞEKİLLENEN DÜŞÜNCELERİ, NOTLARI...
Okul sıralarından başlayarak
yaşamının son anlarına kadar okuma tutkusunu sürdürür. Kütüphanesi bir bilgi
hazinesidir. Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi, Montesquieu’nün Kanunların Ruhu Üzerine’de cumhuriyetin “erdem rejimi” olduğunu anlatan
satırların altını çizer.
Harp Akademisi öğrencisiyken Darwin’i savunan Alman doğa bilimcisi Ernest E. Haeckel’i ve “Deneysel
bilimin, mevcut inanç sistemlerinin sonunu getirerek, onların yerine
geçeceğini” belirten Alman bilim insanı Ludwig Büchner’in Madde
ve Kuvvet kitabını altlarını çizerek okur; “İnsanın evrim kuramı”nı
onlardan öğrenir ve etkilenir.
Not defterine, “Akla uygunluğun başlangıçta gözle görülene üstün olması, bununla
beraber akla uygunluğu gözle görülenle terbiye esası. Evvela sosyalist olmalı.
Maddeyi anlamalı” yazar (3 Ocak 1904).
“Askerlik ve siyaset alanında kazanılan
zaferin, kültür ve bilim alanında da sağlanacağını ümit ederim” (14 Ağustos 1923) diyerek bu
düşüncelerinin gereği olan tavırları ömrü boyunca gösterir.
Her türlü sorunun çözümünde bilimin yol
göstericiliğine inanır: “Dünyada her şey için,
medeniyet için, hayat için, başarı için en hakiki yol gösterici ilimdir,
fendir” (22 Eylül 1924).
1929’da “Türkiye Cumhuriyeti’nin
temeli kültürdür… Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş
demektir” der.
Bu doğrultudaki kararlarıyla
yarattığı Türkiye Cumhuriyeti ve UNESCO’nun 1981 yılını tüm dünyada “Atatürk Yılı” olarak ilan etmesi bunun kanıtıdır.
20 Aralık 1930’da “Cumhuriyetin temelinin laik bir dünya görüşüne dayalı
olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır” diyen Atatürk, Milli Mücadele’nin temeli durumuna gelen “Hâkimiyeti
Milliye”, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesine ömrü boyunca bağlı
kaldı.
JEAN-PAUL ROUX: ‘ATATÜRK, YAŞAYAN
BİR ESER KURDU. BU, ATATÜRK’Ü ASLA DİKTATÖRLERE BENZETMEMEK GEREKTİĞİNİN
KANITIDIR’
Fransız hukukçu Maurice Duverger şunları yazdı:
“Faşist rejimlerde her gün rastlanan
otorite savunusunun yerini, Kemalist Türkiye’de demokrasi savunusu almıştır; bu
da ‘halkçı’ ya da ‘sosyal’ diye nitelendirilen ‘yeni’ bir demokrasi değil,
geleneksel siyasi demokrasidir.”
Jean-Paul Roux, Atatürk’ün diktatör olduğunu söyleyenlere
ders verdi: “Atatürk yapılması zorunlu olan şeyleri yaptı.
Ağır hastasını iyileştirebilmek için onu ilaç almaya zorlayan doktora diktatör
denmez.
Atatürk’ün yaptığı, bir hekimin
yaptığından farklı bir şey değildi. Türkiye’nin ölüm döşeğinde olduğunu
görüyordu. Onu ayağa kaldıracak ilacı hazırlamıştı...
Gerçek diktatörleri gördük. Hepsi, çok
büyük yıkımlara yol açıp öylece ortadan kalktılar. Mussolini, Hitler,
Stalin…
Oysa Atatürk, yaşayan bir eser kurdu. Bu,
Atatürk’ü asla diktatörlere benzetmemek gerektiğinin kanıtıdır.”
MEHMET ALEV COŞKUN: ‘ATATÜRK’ÜN
ASIL LİDERLİĞİ TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM ALANINDA ORTAYA ÇIKMIŞTIR’
Atatürk: Karar ve Tavır’ın son bölümünde, askerlikte
strateji ustası olduğunu savaş meydanlarında kanıtlayan Atatürk’ün “Asıl liderliği toplumsal
dönüşüm alanında ortaya çıkmıştır” diyerek ilki “kararlılık” olan liderlik niteliklerini ele
alıyor Mehmet Alev Coşkun.
O, sağlam bir mantığa dayanan
kararlarını ödün vermeden uygular: “Herhangi bir zorluk
karşısında benim yaptığım iş şudur; Vaziyeti (durumu) iyice belirlemek sonra bu
durum karşısında alınacak tedbirin ne olduğuna karar vermek. Bu kararı bir kere
verdikten sonra acaba yapayım mı yapmayayım mı diye tereddüt etmeden kararı
uygulamak... Başaracağıma inanarak uygulamak...”
İşin gereği olan kararları alır ve
gerekli eylemleri yapar:
“Atatürk’ün verdiği kararlar ve ona dayalı
olarak verdiği talimatlar tartışmaya yer vermeyecek derecede açıktır.”
Dönemin iletişim aracı olan telgrafı
etkin bir biçimde kullanır. Bir “strateji mühendisi” nitelikleriyle
davranır.
Her kararını zamanı gelince uygular. “Bir işi zamansız yapmak, o işi başarısızlığa uğratmak olur” der.
Sonuca ulaşmak için genel durumu tüm
ayrıntılarıyla izler ve değerlendirir.
Önce hedefleri tanımlar, konuyla ilgili
seçenekleri değerlendirir, herkesle görüşür, verdiği kararı uygular.
Planlı ve örgütlü olarak bilimin
gösterdiği yolda ilerler, halka güvenir ve güven verir. Verdiği kararları
izler, kararları uygulayacak astlarını çok iyi tanır.
“İnsanlar ancak umutları ve düşünceleri
doğrultusunda sevk ve idare edilebilirler” diyerek ortak hedef yaratıp
çevresini harekete geçirir:
Gerçekçi, kararlı, serinkanlı,
örgütlenme ve zamanlama ustası Atatürk’ün
ilkelerinden biri de engelleri ortadan kaldırmaktır:
“Ben bir işte nasıl başarılı olabileceğimi
düşünmem. O işe neler mani olur diye düşünürüm. Engelleri ortadan kaldırdım mı
iş kendi kendine yürür.”
Uzak görüşlüdür ve öngörüleri
gerçek olur:
“Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku
görmesi yeterli değildir. Kesin olarak ufkun ötesini görmesi ve bilmesi
gerekir… Türkiye’nin müdafaa ettiği dava bütün mazlum ülkelerin davasıdır.
Hatta bütün Şark’ın davasıdır… Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Şimdi
günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan, bütün Doğu milletlerinin
uyanışlarını öyle görüyorum.” (1922)
Tüm bunlar gerçek liderliktir.
MEHMET ALEV COŞKUN: ‘İNSAN,
KARARLARIYLA, EYLEM VE TAVIRLARIYLA İNSAN OLUR, KİŞİLİK KAZANIR’
Atatürk ve Kurtuluş Savaşımızla ilgili
Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu, Samsun’dan Sonra
En Zor 19 Ay, Kemalizm / Aydınlanma Devrimleri Nedir Ne Değildir?, Devrimin İlk
Karşıtları, Atatürk’ün Kamusal Ekonomi Politikası, Asker İnönü, Diplomat İnönü:
Lozan kitaplarına imza atan, Atatürk’ün Hatıraları, 100. Yılında Lozan’ın
Önemi, Vahdettin Dosyası’nı yayına hazırlayan Mehmet Alev Coşkun; “Bir insan
kendi başına karar vermeye başladığı günden itibaren aldığı kararlarla, eylem
ve tavırlarıyla kendi kişiliğini yaratmaya, kendi heykelini yontmaya başlar.
İnsan, aslında kararlarıyla insan olur, kişilik kazanır...” diyerek başladığı Atatürk: Karar ve Tavır’a noktayı koyar:
“Atatürk’ün aldığı kararlar,
gerçekleştirdiği devrimler, yaptığı durum değerlendirmeleri onun liderlik
niteliklerini ortaya koyar. Askerlikte, toplum yaşamında, Cumhuriyetin
kuruluşunda, Atatürk, hırs ve duygulara yenik düşmemiş, aklı her şeyin önünde
tutmuştur. Atatürk dogmalar ve kalıplar yerine, gerçekçi yargılara, akla ve
bilime dayanmıştır.”
Mehmet Alev Coşkun’un yetkin kaleminden Atatürk: Tavır ve Karar, Atatürk’ün stratejik
kararlarının nasıl doğduğunu merak edenler için özgün bir ilk, bir başucu
kitabı.
Atatürk: Karar ve Tavır / Mehmet Alev
Coşkun / Cumhuriyet Kitapları / 744 s. / 2025
ALEXIS DE TOCQUEVILLE’DEN ‘ESKİ
REJİM VE DEVRİM’
Fransız siyaset bilimci, sosyolog,
tarihçi, siyasetçi, yazar Alexis de Tocqueville (1805 / 1859). Temmuz Monarşisi
(1830-1848) ve İkinci Cumhuriyet (1849-1851) dönemlerinde Fransız siyasetinde
aktif rol aldı.
Bir süre ABD’de kaldı. Bu dönemde yol
arkadaşı Gustave de Beaumont ile özellikle ABD’de kölelik üzerine kaleme
aldıkları referans niteliğinde yapıtların yanı sıra kült yapıtı Amerika’da
Demokrasi’nin ilk cildini yazdı.
İki ciltten oluşan, siyaset sosyolojisi ve
siyaset bilimi araştırmalarının öncüsü kabul edilen bu yapıtıyla üne kavuştu.
1851’deki darbe sonrasında siyaseti
tamamen bıraktı. Sonrasında Fransız Devrimi’ni hazırlayan koşullara ve
Devrim’in başarısızlığının nedenlerine odaklandı.
İki kitap olarak tasarlanmış ancak
yalnızca ilk kitabı tamamlanabilmiş, Berna Günen’in çevirisiyle Türkiye İş
Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan Eski Rejim ve Devrim’de
Tocqueville, Fransız Devrimi’nin XIV. Louis modernleşme ve merkezileşme
sürecinin bir uzantısı olduğunu ileri sürer.
Fransız Devrimi’nin eski rejime uzanan
köklerini belgelerle gözler önüne serip Fransız toplumu-Fransız Devrimi
ilişkisinin anatomisini çıkarır.
Eski Rejim ve Devrim - Hasan Ali Yücel
Klasikler Dizisi / Alexis de Tocqueville / Çeviren: Berna Günen / Türkiye İş
Bankası Kültür Yayınları / 272 s. / 2025
KİTABIN ÖNSÖZÜ
“Atatürk hakkında ülkemizde ve bütün
dünyada bugüne kadar binlerce kitap, on binlerce makale yayımlanmıştır.
Bunların büyük kısmı Atatürk’ün yaşamöyküsüdür. Atatürk’ün düşün yapısı ve
görüşlerini ele alan kitaplar da vardır. Kuşkusuz, onun askerlik yaşamını,
katıldığı savaşları inceleyen kitapların yanında, laik Cumhuriyeti ve
çağdaşlaşma devrimlerini inceleyen yapıtlar da vardır. Elinizdeki kitap,
yalnızca Atatürk’ün kararlarını ele alıyor. Bu nedenle Atatürk: Karar ve Tavır
adını taşımaktadır. Bir insan kendi başına karar vermeye başladığı günden
itibaren aldığı kararlarla, eylem ve tavırlarıyla kendi kişiliğini yaratmaya,
kendi heykelini yontmaya başlar. İnsan, aslında kararlarıyla insan olur,
kişilik kazanır...
Bu kitapta, 12 yaşında kendi geleceği için
karar veren Mustafa’dan Mustafa Kemal’e, ardından Gazi Mustafa Kemal’e ve
Atatürk’e ulaşan bir liderin yaşamı boyunca aldığı önemli kararlar ve stratejik
durum değerlendirmeleri ele alınmıştır.
Kuşkusuz Atatürk 57 yıllık yaşamında
binlerce karar almıştır. Bu kitapta Atatürk’ün aldığı 80 stratejik karar ve
bizzat yazdığı durum değerlendirmeleri ele alınmıştır. Kitapta, her kararın
altyapısı, arka planı, kararın alındığı zaman dilimindeki koşullar ele alınıp
inceleniyor. Her kararla ilgili, Atatürk’ün söyledikleri ya da yazdıkları temel
kaynağından aynen veriliyor.
Bu kitap Atatürk’ün kronolojik yaşamöyküsü
değildir. Atatürk için bir öykünme, bir Atatürk “kültü” yaratma amacını da
taşımamaktadır. Kitap, somut kararlarıyla gerçek Atatürk’ü ortaya
koymaktadır.
Askerlik yaşamında büyük komutan, ardından
devlet kurucusu ve aydınlanma devrimlerinin yaratıcısı olan; dünya ölçeğinde
bir liderin eylemlerinin dayanağı olan kararlar ele alınmaktadır. Bizzat
kendisinin aldığı kararlarıyla, yaptığı durum değerlendirmeleri, açıklama ve
yazdıklarıyla gerçek Atatürk ortaya çıkmaktadır.
Okuyucu, en kritik, en bunalımlı anlarda
verilen kararları izleme ve krizlerin Atatürk’ün kararlarıyla nasıl aşıldığını
görme olanağını elde edecektir.
Kitapta “Atatürk ve diktatörlük”, “Atatürk
ve demokrasi” bölümleri de yer almıştır.
Ayrıca kitabın sonunda, Atatürk’ün
liderlik nitelikleri üzerinde durulmuştur. Ünlü yazar Emil Ludwig, Atatürk için
“Bir eylem adamı olduğu kadar bir düşün adamıdır” demiştir. Atatürk’ü anlamak
ve özümsemek için Atatürk’ün kararlarını incelemek en doğru yoldur. Bu kitap,
Cumhuriyet’in 102. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu babası, aydınlanma
devrimlerinin lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün genç nesillerce daha iyi
anlaşılmasını sağlamak amacını taşımaktadır. Kitapta 750’yi aşkın dipnot kullanılmıştır.
Her bölümden sonra kaynaklar verilmiştir. Atatürk’ün büyük liderlik gerçeğini
ortaya koymakta bir katkı yapabildiysem kendimi mutlu sayarım.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder