a stack of 8000 books
https://www.instagram.com/reel/DEdBOxpgoEL/?igsh=ZTJhMjd3cmU5N2o5
Bu yapıt, sadece kitapların fiziksel varlığına odaklanarak onları estetik bir nesneye dönüştürmeyi amaçlıyor. Ancak, yorumlardan da görüldüğü üzere, birçok kişi bu kitapların okunmamasını ve bilginin sadece bir görsel unsur haline gelmesini eleştiriyor. Bazıları ise bu tasarımın görsel olarak ilham verici olduğunu ve kitaplara olan sevgiyi bir şekilde teşvik ettiğini düşünüyor.
Bu sütun, kitapların yalnızca bir okuma materyali değil, aynı zamanda bir kültürel sembol ve sanatsal ifade aracı olarak nasıl kullanılabileceğini gösteriyor. Ancak bu tarz düzenlemeler, aynı zamanda kitapların asıl amacı olan okunma ve bilgi aktarımı fonksiyonunu sorgulatıyor.
Şunu dedin:
1. Kitapların Birikimi ve Bilginin Ağırlığı
Böylesine büyük bir kitap yığını, insanlığın bilgi birikimini ve kültürel zenginliğini simgeler. Kitaplar, yüzyıllar boyunca insanlığın öğrendiği ve biriktirdiği bilginin taşıyıcılarıdır. Ancak bu yığın, aynı zamanda bilgiye erişimin zorluğunu ya da bilginin insana yüklediği sorumluluğu da ifade edebilir.
2. Kitapların Araçsallaştırılması
Kitapların fiziksel birer nesneye indirgenmesi ve estetik bir düzenlemeye dönüştürülmesi, modern toplumun bilgiye ve kitaba bakışını eleştirebilir. Artık kitapların içerikleri yerine görünümleri ya da popüler kültür içinde bir "dekor" olarak kullanımları öne çıkıyor olabilir. Bu durum, bilginin değerinin azalması ya da tüketim toplumunun bilgiye yaklaşımındaki yüzeyselliği sembolize eder.
3. Sonsuzluk ve Anlam Arayışı
Bir kule ya da sütun gibi sonsuza yükselen yapılar, insanın bilgiye olan doyumsuz arayışını temsil edebilir. Kitapların sonsuz bir döngü içinde dizilmesi, bilginin sürekli yenilendiği ve büyüdüğü fikrini güçlendirebilir. Ancak aynı zamanda, bu döngü bir "tekrarlama" ya da "ulaşılmazlık" hissini de tetikleyebilir.
4. Yakma Fırınına Benzetme (Yıkım ve Unutulma)
"Fırın kapağı" benzeri imgeler, kitapların yakılmasını ya da yok edilmesini akla getirir. Bu, tarih boyunca kitapların sansürlenmesi, yok edilmesi ya da unutulmaya terk edilmesini simgeler. Kitapların bu şekilde dizilmesi, bir yandan onların korunması için yapılan bir çaba gibi görünse de, diğer yandan okunmayan ve sadece birer nesne haline gelen kitapların işlevsizliğini eleştirebilir.
5. Bilginin Erişilemezliği
Kule gibi yığınlar, bilginin "ulaşılmaz" bir yerde olduğunu da ifade edebilir. Özellikle modern toplumlarda bilgiye erişim imkanlarının artmasına rağmen, derin ve anlamlı bilginin kaybolduğu ya da göz ardı edildiği hissi yaygındır. Bu yığın, bilginin yüksekte ve uzak bir yerde olduğunu, ancak gerçekten ulaşanların az olduğunu ima eder.
Türk Kültürüyle Bağlantısı
Türk kültüründe, yazılı kültürün eksikliği ve görsel sanatların sınırlı gelişimi düşünüldüğünde, bu tür bir yapı hem bir ironi hem de bir farkındalık sembolü olarak değerlendirilebilir. Belki de bu tür yapılar, bilgiye erişim ve kültürel birikimin sadece fiziksel değil, aynı zamanda manevi olarak nasıl korunması gerektiğine dair bir hatırlatma olabilir.
Sizce bu tür yığınlar, bilgi ve kültürün korunması adına bir çağrı mı, yoksa onların tüketim kültürüne kurban edilmesini mi simgeliyor?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder