24 Temmuz 2026 Cuma

Yunus Emre ve Atatürk’ün Ortak Düşünce Ufku İçin Bazı Değerlendirmeler 24.7.2026

 

 Yunus Emre ve Atatürk’ün Ortak Düşünce Ufku İçin Bazı Değerlendirmeler

24.7.2026

Not: Bu doküman, https://bulentagaoglu.blogspot.com/2026/07/yunus-emreden-ataturke-sevgi.html linkinde yer alan metinden derlenmiştir.

 

1

Aşağıda 2.nolu metinden hareketle, vizyoner üst düzeyde neler yazardınız:

Chat Gpt

Metninizin ana fikri, Yunus Emre ile Atatürk'ün ortak değerler ekseninde birlikte düşünülmesinin Türkiye'nin düşünce dünyasına yeni bir ufuk kazandırabileceğidir. Bu nedenle giriş, sadece konuya değil, bir araştırma vizyonuna işaret etmelidir.

Şöyle üst düzey bir giriş önerilebilir:

Bazı fikirler, yalnızca geçmişi anlamamızı sağlamaz; geleceği de kurar. Türk düşünce tarihinde Yunus Emre ile Atatürk, farklı çağlarda yaşamış olmalarına rağmen, insanı merkeze alan ortak değerler bakımından birlikte yeniden okunmayı hak eden iki büyük düşünce ve medeniyet öncüsüdür. Bugüne kadar çoğunlukla ayrı disiplinlerde ele alınmış olmaları, aralarındaki ortak insani değerlerin yeterince görünür hâle gelmesini engellemiştir. Oysa bu iki büyük şahsiyetin sevgi, insan onuru, eğitim, barış, dil, çalışma ve ortak gelecek anlayışları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, yalnızca tarihî bir benzerlikler listesi değil; Türkiye'nin geleceğine ışık tutabilecek yeni bir düşünce çerçevesi ortaya çıkabilir.

Daha vizyoner ve manifestovari bir başlangıç ise şu olabilir:

Her medeniyet, geçmişinin en güçlü fikirlerini yeniden buluşturabildiği ölçüde geleceğini inşa edebilir. Türkiye'nin önünde de böyle bir imkân bulunmaktadır. Yunus Emre'nin gönüllerde yeşerttiği sevgi medeniyeti ile Atatürk'ün akıl, bilim, eğitim ve Cumhuriyet kurumlarıyla şekillendirdiği çağdaş toplum vizyonu, farklı tarihsel ve düşünsel temellere sahip olmakla birlikte insanı yüceltme ortak idealinde buluşmaktadır. Bu ortak ufkun sistemli biçimde ortaya konulması, yalnızca literatüre yeni bir araştırma alanı kazandırmakla kalmayacak; eğitimden kültür politikalarına, toplumsal uzlaşıdan medeniyet tasavvuruna kadar birçok alanda yeni düşünme biçimlerinin gelişmesine katkı sağlayabilecektir.

Eğer kitabın önsözü ya da giriş bölümü için daha iddialı bir ifade isterseniz, şu cümle dikkat çekici olabilir:

XXI. yüzyıl Türkiye'sinin en önemli entelektüel görevlerinden biri, Yunus Emre ile Atatürk'ü tarihî tartışmaların değil, ortak insani değerlerin ışığında yeniden buluşturmaktır. Böyle bir buluşma, yalnızca iki büyük şahsiyeti daha iyi anlamamızı sağlamayacak; aynı zamanda Türkiye'nin geleceğine yön verebilecek yeni bir "insan, sevgi ve medeniyet" paradigmasının gelişmesine de zemin hazırlayacaktır.

Bu son metin, akademik bir çalışmanın girişinde yer alabilecek ölçüde vizyoner bir çerçeve sunarken, kesin tarihsel iddialar yerine geleceğe dönük bir araştırma ve düşünme çağrısı niteliği taşımaktadır.

2

Chat Gpt’ye sorduklarımıza gelen cevaplardan derlenmiştir.

Atatürk'ün "sevgi"yi daha çok akıl, insanlık ve yurttaşlık temelinde; Yunus Emre'nin ise tasavvuf ve ilahi aşk temelinde ele alması

……………….

Aslında bugüne kadar yeterince çalışılmamış konulardan biri de **"Yunus Emre ve Atatürk'te Sevgi Anlayışı"**dır. Bu başlık altında şu alt araştırmalar yapılabilir:

1.         İnsan sevgisi

2.         Millet sevgisi

3.         Vatan sevgisi

4.         Barış sevgisi

5.         Dil sevgisi

6.         Eğitim sevgisi

7.         Çocuk sevgisi

8.         Doğa sevgisi

9.         Çalışma sevgisi

10.       Hakikat sevgisi

11.       Özgürlük sevgisi

12.       Bilim sevgisi

Bu başlıkların her biri, Yunus Emre'nin şiirleri ile Atatürk'ün söylevleri, konuşmaları ve yazıları karşılaştırılarak bilimsel biçimde incelenebilir.

……………….

Bu makalenin merkezinde şu tez bulunabilir:

Türk düşünce tarihinde Yunus Emre ile başlayan sevgi merkezli insan anlayışı, Atatürk döneminde akıl, bilim, hukuk ve Cumhuriyet kurumlarıyla toplumsal bir medeniyet projesine dönüşmüştür. Bu nedenle Yunus Emre ve Atatürk yalnızca iki büyük şahsiyet değil; Türk düşüncesinde "Sevgi Medeniyetinin" iki kurucu sütunudur.

Bu tez, yüklediğiniz belgelerde yer alan görüşleri sentezlerken onları aşan yeni bir yorum da sunar.

……………….

Yunus Emre sevgiyi bireyin ahlaki dönüşümünün başlangıç noktası yapmıştır. Atatürk ise aynı sevgi anlayışını toplumsal dönüşümün ve çağdaş devletin temel ilkeleriyle bütünleştirmiştir. Böylece sevgi, bireysel erdem olmaktan çıkarak toplumsal kalkınmanın stratejik bir gücüne dönüşmüştür.

……………….

Biri şiirin, gönül terbiyesinin ve tasavvufun diliyle konuşurken; diğeri bilim, akıl, hukuk ve çağdaş devlet anlayışıyla toplumsal dönüşümü gerçekleştirmiştir. Ancak bu farklı yöntemlerin ardında, insanı merkeze alan ortak bir değerler sistemi bulunduğu dikkat çekmektedir.

……………….

Bugüne kadar Yunus Emre ile Atatürk arasındaki benzerlikler üzerine yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Özellikle sevgi kavramını iki düşünürün eserleri, söylemleri ve uygulamaları üzerinden karşılaştırmalı olarak inceleyen araştırmalar yok denecek kadar azdır. Oysa mevcut çalışmalar, her iki şahsiyetin insan sevgisi, barış, hoşgörü, toplumsal birlik, eğitim ve kişilik gelişimi gibi alanlarda dikkate değer ortaklıklar taşıdığını göstermektedir.

……………….

Yunus Emre sevgiyi bireyin iç dünyasını dönüştüren ahlaki ve manevi bir güç olarak inşa etmiş; Atatürk ise insan sevgisini çağdaş eğitim, hukuk, bilim, kültür ve Cumhuriyet kurumları aracılığıyla toplumsal hayata taşımıştır. Böylece sevgi, yalnızca bireysel bir erdem değil, toplum inşa eden bir ilke niteliği kazanmıştır.

………………..

Yunus Emre'nin tasavvuf merkezli sevgi anlayışı ile Atatürk'ün akıl, bilim, insan onuru ve çağdaş uygarlık anlayışı çerçevesinde geliştirdiği insan merkezli yaklaşım

……………….

İnal Cem Aşkun, Yunus Emre'nin sevgi merkezli kişilik değerleri ile Atatürk'ün Cumhuriyet'in temelinde şekillendirmeye çalıştığı toplumsal kişilik anlayışı arasında anlamlı bir ilişki kurmaktadır.

……………….

Yunus Emre üzerine Türkiye'de ve dünyada binlerce araştırma yapılmıştır. Benzer şekilde Atatürk'ün düşünce sistemi, devlet anlayışı, eğitim politikaları, kültür vizyonu ve liderliği üzerine son derece geniş bir literatür bulunmaktadır. Buna karşılık, bu iki büyük şahsiyetin ortak değerler temelinde birlikte incelendiği çalışmalar oldukça sınırlıdır.

Özellikle sevgi kavramını merkeze alan karşılaştırmalı araştırmaların yok denecek kadar az olması dikkat çekicidir. Oysa yüklenen kaynaklarda da görüldüğü üzere, her iki düşünürün insan sevgisi, toplumsal birlik, barış, kişilik gelişimi ve ortak yaşam kültürü konularında önemli paralellikler taşıdığı belirtilmektedir. İnal Cem Aşkun, Yunus Emre'nin sevgi merkezli kişilik değerleri ile Atatürk'ün Cumhuriyet'in temelinde şekillendirmeye çalıştığı toplumsal kişilik anlayışı arasında anlamlı bir ilişki kurmaktadır. Benzer biçimde diğer kaynaklarda da sevginin, iletişimin ve insan merkezli yaklaşımın iki düşünür arasında ortak bir zemin oluşturduğu vurgulanmaktadır.

Bu durum, mevcut literatürde önemli bir araştırma boşluğu bulunduğunu göstermektedir. Bu boşluk yalnızca iki tarihî şahsiyetin birlikte incelenmemesiyle sınırlı değildir; aynı zamanda Türk düşünce tarihinde sevginin kurucu bir medeniyet değeri olarak yeterince ele alınmamış olmasından da kaynaklanmaktadır.

……………….

Yunus Emre sevgiyi insanın iç dünyasında başlatmıştır.

Atatürk ise aynı değeri toplumun kurumlarına taşımıştır.

Bu iki yaklaşım birbirinin alternatifi değildir.

Tam tersine birbirini tamamlamaktadır.

……………….

Yunus Emre'nin oluşturduğu gönül dünyası olmadan güçlü bir toplum kurulamayacağı gibi; Atatürk'ün oluşturduğu eğitim, hukuk ve Cumhuriyet kurumları olmadan da sevginin kalıcı toplumsal yapılara dönüşmesi mümkün değildir.

Dolayısıyla biri medeniyetin ahlâkî vicdanını, diğeri ise kurumsal aklını temsil etmektedir.

……………….

Türk düşüncesinde sevgi, Yunus Emre'de insanı inşa eden temel değer; Atatürk'te ise toplumu inşa eden temel ilke hâline gelmiştir.

……………….

Yunus Emre'nin "gönül yapmak" anlayışı ile Atatürk'ün "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" insan yetiştirme hedefi, bireyin iç gelişiminin önemini ortaya koymaktadır.

……………….

Yunus Emre'nin insan yetiştirme anlayışı ile Atatürk'ün eğitime verdiği önem burada ortak bir zeminde buluşmaktadır.

……………….

Yunus Emre'nin "Yaratılanı severiz..." anlayışı ile Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi,

farklı tarihsel ve düşünsel temellere dayansa da insanlığın ortak iyiliğini önceleyen bir ufka işaret etmektedir.

……………….

Bu düzeyde sevgi; savaşları azaltan, insan haklarını güçlendiren, kültürler arası diyaloğu geliştiren,

ortak geleceği koruyan evrensel bir değere dönüşmektedir.

……………….

Yunus Emre'nin "kendini bil" anlayışı ile Atatürk'ün eğitim ve bilinçli yurttaş vurgusu bu aşamada ortak bir zeminde değerlendirilebilir. Yunus Emre'nin ilmi "kendini bilmek" ile ilişkilendiren yaklaşımı ve Atatürk'ün bilimi yol gösterici olarak görmesi, kişisel gelişimin bilgiyle desteklenmesi gerektiğine işaret eder.

……………….

Yunus Emre'nin temel katkısı, insanın iç dünyasında sevgi, merhamet, gönül ve ahlaki olgunluğu besleyen değerleri öne çıkarmasıdır. "Sevelim sevilelim", "Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için" ve "Bir kez gönül yıktın ise…" gibi dizeler, bireyin iç dönüşümünün toplumsal hayata yansımasını vurgular.

Atatürk'ün temel katkısı ise bu insan merkezli değerlerin eğitim, bilim, hukuk, toplumsal dayanışma ve barış ilkeleriyle kurumsal bir zemine taşınmasıdır. İnal Cem Aşkun'un aktardığı Atatürk sözlerinde insanları birbirine sevdirmenin, bencillikten uzaklaşmanın, bilimi rehber edinmenin ve barışın önemi vurgulanmaktadır.

……………….

Atatürk'ün düşüncesinde ise sevgi, bireysel duygunun ötesine geçerek çağdaş toplum düzeninin vazgeçilmez şartlarından biri hâline gelir. İnsan onuruna saygı, yurttaşlık bilinci, eğitim, hukuk ve barış ilkeleri, insanı merkeze alan bu yaklaşımın kurumsal yansımaları olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle Atatürk'ün yaklaşımında sevgi, yalnızca hissedilen değil; devlet yönetiminde ve toplumsal hayatta yaşatılması gereken bir değerdir.

Bu iki yaklaşım birlikte değerlendirildiğinde sevginin yalnızca insanı değil, toplumun bütün yapısını dönüştüren bir güç olduğu anlaşılmaktadır.

……………….

Yunus Emre'nin dili önce insanın iç dünyasını değiştirir.

Kibir yerine tevazu, öfke yerine merhamet, kin yerine bağışlama, bencillik yerine paylaşma gelişmeye başlar.

Bu dönüşüm tamamlanmadan toplumsal dönüşüm mümkün değildir.

Atatürk de bireyin gelişimine büyük önem vermiş; eğitimi ve düşünce özgürlüğünü çağdaş toplumun temeli olarak görmüştür. Böylece iki düşünce farklı yollar izlese de insanın gelişimini başlangıç noktası kabul etmektedir.

……………….

Bu noktada Atatürk'ün Cumhuriyet anlayışı ile Yunus Emre'nin gönül merkezli insan yetiştirme anlayışı birbirini tamamlayan iki farklı düzlem oluşturmaktadır.

……………….

Yunus Emre'nin insan sevgisi Anadolu sınırlarını aşmıştır.

Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi de uluslararası barışı hedefleyen bir ufuk sunmuştur.

Her iki yaklaşımın tarihsel temelleri farklıdır; ancak insanlığın ortak iyiliğine yönelmeleri bakımından birbirine yaklaşırlar. Bu nedenle bu makalede sevgi, yalnızca millî bir değer değil, aynı zamanda insanlığın ortak geleceğini destekleyen evrensel bir ilke olarak değerlendirilmektedir.

……………….

Yunus Emre, sevginin insanı medenileştiren gücünü keşfetmiştir; Atatürk ise medenileşen insanın sevgiyi adalet, eğitim, bilim ve Cumhuriyet kurumları aracılığıyla kalıcı bir toplumsal düzene dönüştürebileceğini göstermiştir. Bu nedenle biri sevginin vicdanını, diğeri ise sevginin kurumlarını temsil etmektedir.

……………….

Yunus Emre ve Atatürk'te Sevginin Tematik Haritası

Neden Tematik Harita?

İki düşünürü karşılaştırırken en sık yapılan hata, benzer sözleri yan yana koyarak doğrudan bir eşdeğerlik kurmaktır. Böyle bir yöntem, tarihsel bağlamları ve düşünsel farklılıkları gölgede bırakabilir.

Bu makalede ise farklı bir yöntem önerilmektedir. Sevgi, tek boyutlu bir kavram olarak değil; farklı alanlarda ortaya çıkan çok katmanlı bir değerler bütünü olarak ele alınmaktadır. Böylece karşılaştırma, yalnızca "aynı şeyi söylemişler mi?" sorusuna değil; "sevgi hangi alanlarda nasıl işlev görüyor?" sorusuna odaklanmaktadır.

Bu nedenle aşağıdaki tematik harita önerilmektedir.

Tema

Yunus Emre

Atatürk

Ortak Medeniyet Boyutu

İnsan

Gönül, merhamet, ilahî aşkın yansıması

İnsan onuru, özgür birey, yurttaş

İnsan merkezlilik

Eğitim

Gönül eğitimi, olgunlaşma

Bilim, okul, çağdaş eğitim

İnsanın geliştirilmesi

Dil

Halkın diliyle hakikati anlatma

Türkçeyi bilim ve kültür dili yapma

Ortak bilinç

Barış

Kin yerine sevgi

Yurtta sulh, cihanda sulh

Toplumsal huzur

Millet

Gönül birliği

Yurttaşlık birliği

Ortak aidiyet

Çalışma

Nefis terbiyesi ve emek

Üretim, kalkınma ve görev bilinci

Sorumluluk

Hakikat

Manevî hakikat

Bilimsel hakikat

Gerçeği arama

Gelecek

İnsan yetiştirme

Cumhuriyet nesilleri

Süreklilik

Bu tablo, benzerliklerin mutlak bir özdeşlik anlamına gelmediğini; farklı düşünsel temellerden beslenen ortak hedefleri görünür kılmayı amaçlamaktadır.

……………….

Yunus Emre'de insan, yaratılmış olması sebebiyle değerlidir. İnsana yönelen sevgi, ilahî sevginin yeryüzündeki tezahürü olarak görülür. Bu nedenle insanı incitmek, yalnızca bir kişiye zarar vermek değil; aynı zamanda ahlâkî düzeni zedelemektir. Kaynaklarda Yunus Emre'nin gönül kırmamayı ve insan sevgisini merkeze alan yaklaşımı ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

……………….

Atatürk'te ise insan sevgisi, insan onuruna saygı, özgür birey yetiştirme, eğitim ve çağdaş yurttaşlık anlayışıyla somutlaşır. İnsan, devlet için değil; devlet insanın gelişimini sağlamak için vardır düşüncesi, Cumhuriyet'in temel yönelimlerinden biri olarak yorumlanabilir. Bu yorum, Atatürk'ün eğitim ve insan merkezli kalkınma anlayışına ilişkin kaynaklarla desteklenmektedir.

Bu iki yaklaşımın ortak noktası, insanı araç değil amaç olarak görmeleridir.

Yunus Emre ile Atatürk'ü buluşturan en güçlü ortak payda, sevgiyi bireysel bir duygu olarak değil, insanı ve toplumu dönüştüren kurucu bir ilke olarak görmeleridir.

……………….

Yunus Emre'nin şiirlerinde sevgi, bireyin ahlâkî dönüşümünün merkezindedir. Onun amacı, yalnızca insanın başka insanları sevmesini öğütlemek değildir; insanın kendi nefsini aşmasını, gönlünü arındırmasını ve bütün varlıkla daha derin bir ilişki kurmasını sağlamaktır.

Bu nedenle Yunus Emre'de sevgi; ahlâkın kaynağıdır, merhametin temelidir, gönül yapmanın  ölçüsüdür, toplumsal huzurun başlangıcıdır.

……………….

Kaynaklarda da Yunus Emre'nin gönül kırmama, sevme ve sevdirme anlayışının toplumsal kişilik üzerindeki etkisi vurgulanmaktadır.

……………….

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:

Yunus Emre, devleti anlatmaz. Toplum teorisi kurmaz. Cumhuriyet modeli geliştirmez. Onun temel amacı, insanı değiştirmektir.

……………….

Atatürk'ün söyleminde sevgi çoğu zaman tek başına kullanılan bir kavram değildir.

Bunun yerine; insan, millet, bağımsızlık, barış, çağdaşlaşma, bilim, eğitim, çalışma, özgürlük, Cumhuriyet gibi kavramlarla birlikte düşünülmektedir.

Bu durum önemli bir gerçeğe işaret etmektedir.

Atatürk, sevginin toplumsal kurumlar aracılığıyla yaşatılması gerektiğini düşünmektedir.

İnsan sevgisi; eğitim politikalarında, kadın haklarında, hukuk reformlarında, bilim anlayışında,

kültür politikalarında, çocuklara verilen değerde somut karşılığını bulmaktadır.

Bu nedenle Atatürk, sevginin kurumsal mimarı olarak değerlendirilebilir.

Burada "mimar" sözcüğü mecazi bir anlatımdır; Atatürk'e ait bir ifade değildir. Makalenin kuramsal çerçevesini anlatmak için kullanılmaktadır.

……………….

Yunus Emre'nin hedefi, iyi insan yetiştirmektir.

Atatürk'ün hedefi, iyi toplum oluşturmaktır. İyi toplum ise ancak iyi insanlardan oluşabilir.

Dolayısıyla iki düşünce arasında doğrusal bir devamlılık değil; tamamlayıcılık ilişkisi kurulabilir.

Yunus Emre, insanı medeniyete hazırlar; Atatürk ise medeniyeti insanın gelişimini destekleyecek şekilde yeniden düzenler.

……………….

Yunus Emre'nin gönüllerde yeşertmeye çalıştığı sevgi, Atatürk'ün eğitim, bilim, hukuk ve Cumhuriyet kurumlarıyla toplumsal hayata taşımaya çalıştığı insan merkezli anlayışla birlikte düşünüldüğünde, Türk düşünce tarihinde sevgi; bireysel bir erdem olmanın ötesine geçerek medeniyet kurucu bir ilkeye dönüşmektedir.

……………….

Bugün eğitim çoğu zaman bilgi aktarmak olarak görülmektedir.

Oysa hem Yunus Emre, hem Atatürk, önce insan yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Yunus Emre'nin eğitim anlayışı, gönlü olgunlaştırmaktır. Atatürk'ün eğitim anlayışı ise aklı özgürleştirmektir.

Biri gönlü, diğeri aklı geliştirmektedir.

Fakat her ikisinin hedefi de iyi insan yetiştirmektir.

……………….

Yunus Emre'nin dili, çatışmayı azaltmaktadır. Atatürk'ün siyaseti ise savaşı son çare olarak görmektedir. Her iki yaklaşımın da ortak yönü, barışın önce insanın içinde başlaması gerektiğini göstermesidir.

……………….

Yunus Emre neden Türkçe yazdı?

Çünkü halka ulaşmak istiyordu.

Atatürk neden Türkçeye büyük önem verdi?

Çünkü milletin ortak düşünme zemininin güçlenmesini istiyordu.

İkisinin de amacı dil değildir.

Dil aracılığıyla insanı güçlendirmektir.

Bu nedenle şu cümleyi önerebilirim: Dil, Sevgi Medeniyeti'nin dolaşım sistemidir.

……………….

Yunus Emre, geleceğe insan yetiştirerek yatırım yapmaktadır.

Atatürk ise geleceğe Cumhuriyet'i emanet ederek yatırım yapmaktadır.

İkisi de geleceği, bugünün çıkarlarından daha önemli görmektedir.

……………….

Yunus Emre ile Atatürk'ü bir araya getiren şey yalnızca "sevgi" değildir. Onları buluşturan asıl nokta, sevgiyi insanı, toplumu ve geleceği inşa eden kurucu bir ilke olarak görmeleridir.

XIII. yüzyıl Anadolu'su savaşların, göçlerin ve toplumsal çözülmelerin yaşandığı bir dönemdi. Yunus Emre, bu ortamda insanları yeniden birbirine yaklaştıran bir gönül dili geliştirdi.

XX. yüzyılın başlarında ise Anadolu, işgal, savaş ve devletin dağılması gibi ağır bir tarihsel krizle karşı karşıyaydı. Atatürk, bu dönemde bağımsızlık mücadelesini yürütürken aynı zamanda eğitim, hukuk, bilim ve Cumhuriyet kurumları aracılığıyla yeni bir toplumsal düzen kurmayı hedefledi.

……………….

İnsan ilişkilerindeki güven ve ortak değerler zayıflamaktadır.

Bu nedenle Yunus Emre'nin gönül merkezli yaklaşımı ile Atatürk'ün insan merkezli Cumhuriyet vizyonu, bugünün sorunlarını doğrudan çözmese de onları anlamak ve çözüm arayışlarını beslemek için ilham verici bir düşünsel kaynak olarak yeniden okunabilir.

……………….

Yunus Emre'nin gönül vurgusu ile Atatürk'ün bilimi rehber kabul eden yaklaşımı, farklı temellere dayansalar da insanın gelişiminde ahlaki sorumluluk ile bilgi üretiminin birlikte düşünülmesi gerektiğini hatırlatır.

……………….

Yunus Emre'nin düşüncesi ile Atatürk'ün düşüncesi arasında tarihsel, felsefi ve yöntemsel farklılıklar vardır.

Bu farklılıklar korunmalıdır.

Ancak aynı zamanda; insanın değeri, eğitimin önemi, toplumsal dayanışma, ortak dil, barış, çalışkanlık, gelecek kuşaklara karşı sorumluluk gibi alanlarda güçlü ortak ufuklar da bulunmaktadır.

Bu ortak ufuklar, Türkiye'nin geleceği için yeniden değerlendirilebilir.

……………….

Medeniyetler taşla değil, insanla kurulur. İnsan ise yalnız bilgiyle değil; sevgi, adalet, vicdan ve sorumlulukla olgunlaşır. Yunus Emre'nin gönüllerde yeşerttiği sevgi dili ile Atatürk'ün Cumhuriyet'i insan onuru, eğitim ve bilim  üzerine yükseltme çabası, farklı tarihsel ve düşünsel zeminlerden hareket etse de insanı merkeze alan ortak bir değer ufku sunmaktadır.

……………….

Farklı tarihsel şartlarda yaşayan iki büyük düşünür, insanı merkeze alan ortak değer alanlarında buluşmaktadır.

……………….

Farklı çağlarda yaşayan iki büyük düşünür, insanın değerini yükseltme ortak idealinde buluşmaktadır.

……………….

Medeniyetler yalnızca teknolojiyle, ekonomiyle veya siyasal güçle yükselmez. Kalıcı medeniyetler, insanın değerini esas alan ortak ahlâkî ilkeler üzerine inşa edilir. Yunus Emre'nin gönüllerde yeşerttiği sevgi ile Atatürk'ün eğitim, bilim, hukuk ve Cumhuriyet kurumları aracılığıyla kurumsallaştırmaya çalıştığı insan merkezli anlayış, farklı tarihsel ve düşünsel temellere sahip olmakla birlikte, insanı yüceltme ortak hedefinde buluşmaktadır.

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder