23 Ocak 2026 Cuma

Unutulanı Kurtaran Adam: Giray Ercenk ve Antalya’nın Hafızası 22.1.2026

 

 

Unutulanı Kurtaran Adam: Giray Ercenk ve Antalya’nın Hafızası

22.1.2026

 

Gemini

Giray Ercenk, 19 Ocak 2026'da aramızdan ayrılırken geriye sadece kitaplar değil, bir coğrafyanın ruhunu ve toplumsal hafızasını koruma yöntemini bıraktı. O, klasik bir monografi yazarının veya araştırmacının sınırlarını çoktan aşmış, bilimsel titizliği insan hikâyeleriyle harmanlayan bir "kültür mimarı" ve "bellek köprüsü" olarak konumlanmalıdır.

Bir Vizyoner Olarak Giray Ercenk: Bilim ve İnsan Sıcaklığının Kesişimi

Giray Ercenk'i sıradan bir yerel tarihçiden ayıran temel özellik, onun "yaşadığı yeri bilme sorumluluğunu" bir yaşam biçimine dönüştürmüş olmasıdır. Onun vizyonunda tarih; sadece tozlu arşiv belgeleri veya soğuk arkeolojik bulgular değil, "insana dokunan bir gerçekliktir".

Disiplinlerarası Bir Yaklaşım: Ercenk; arkeolojik verileri, halk hikâyelerini, coğrafyayı ve sosyal değişimleri tek bir potada eriterek zengin bir anlatım ortaya koymuştur. Bu yaklaşımıyla o, bilimsel bir metnin sınırlarını aşarak çok yönlü bir derinlik sunmuştur.

Dağların ve Yörük Kültürünün Sesi: Antalya'yı sadece kıyı ve denizden ibaret görmeyen Ercenk, asıl turizm ve kültür potansiyelinin dağlarda (İbradı, Akseki, Gündoğmuş) olduğuna inanıyordu. Yörük çadırlarının dumanından, eski yolların tozundan ve sarnıçların serinliğinden süzülen bir hafızayı kayıt altına almıştır.

Kültürel Mimarlık: Eserleri, bölgenin unutulmaya yüz tutmuş kültürel hafızasını korumaya yönelik birer "belgeleme çabasıdır". Metin Sözen'in ifadesiyle, o kimsenin geçmediği yollardan geçmiş ve insanların kendi coğrafyalarını, anılarını "güvenilir bir insana" aktarmalarını sağlamıştır.

Eserlerinin Anlam ve Önemi

Ercenk'in kitapları, birer akademik çalışma olmanın ötesinde, toplumsal belleğin yeniden inşasına katkı sağlayan belgeler niteliğindedir.

Dünden Bugüne Döşemealtı: Bu eser; coğrafya, tarih ve kültürün yanı sıra sarnıçlar ve kuyular gibi özgün su saklama yapılarını ele alarak suyun topraktaki şiirini yazmıştır.

Dünden Bugüne Teke Eli: Bir üretim ve yaşam havzası olarak bölgenin insan hikâyelerini, coğrafi ve tarihi bağlamıyla sunar.

Dağ'ın Dili Isauria-Taşeli: Taşeli platosunun doğal ve kültürel mirasını, o bölgede yaşayan insanların deneyimleri üzerinden aktararak tarihe can verir.

Damdaki Deve Sürüsü: Gazete yazılarından derlenen bu denemeler, onun kentsel ve kültürel meselelere bakışındaki ironik ve derinlikli perspektifi yansıtır.

Mirası ve Konumu

Giray Ercenk'i, Antalya'nın geçmişi ile bugünü arasında duran, kültürün telafisi olmadığını savunan dürüst bir hafıza olarak hatırlayacağız. O, sadece bir öğretmen değil; bir rehber, bir dost ve kentin toprağına, taşına ruh üfleyen bir hikâye dokuyucusudur.

Onun bıraktığı en büyük miras, "kültürün telafisi yoktur" bilinci ve turizmin ancak aidiyetle, yerel değerlerle yapılabileceğine dair sarsılmaz inancıdır. Ercenk; akademik dünyadan sokağa, Yörük obalarından sanat vakıflarına kadar her alanda iz bırakmış, Antalya'nın kültürel kimliğini inşa eden temel taşlardan biri olmuştur.

………………..

Chat Gpt

Sayın Bülent Ağaoğlu,

Elinizdeki birikimi, bibliyografik titizliğinizi ve özellikle “yerel kültür – büyük hafıza” ilişkisindeki duyarlılığınızı bildiğim için, Giray Ercenk’i klasik bir monografi yazarının ötesinde nasıl konumlandırmak gerektiği sorusuna özellikle odaklanan, vizyoner çerçeveli bir makale taslağını aşağıda sunuyorum. Metin, doğrudan yayımlanabilir nitelikte tutulmuştur.


Bir Monografi Yazarı Değil, Bir Hafıza Kurucusu: Giray Ercenk’i Nasıl Konumlandırmalı?

Bir yazarın değeri, yalnızca yazdıklarının çokluğuyla değil, neyi görünür kıldığı ile ölçülür. Giray Ercenk’in arkasında bıraktığı miras tam da bu noktada, onu klasik anlamda bir “yerel tarih yazarı” ya da “monografi araştırmacısı” olarak sınıflandırmayı yetersiz kılar.

Ercenk, kitap yazan bir akademisyen olmaktan çok, bir coğrafyanın kültürel hafızasını inşa etmeye çalışan bilinçli bir kurucu figürdür.

1. Klasik Monografi Yazarı Neden Değil?

Monografi yazarı genellikle:

·         Dar bir konuya odaklanır,

·         Belirli bir dönemi ya da olguyu betimler,

·         Metodolojik olarak akademik sınırlar içinde kalır.

Giray Ercenk ise:

·         Coğrafya – tarih – kültür – üretim – insan hikâyesini birlikte ele alır,

·         Tekil bir olayı değil, bir yaşam havzasını anlatır,

·         Arşiv bilgisi ile sözlü kültürü, bilimsel veri ile yerel hafızayı bilinçli biçimde birleştirir.

“Dünden Bugüne Döşemealtı”, “Dağ’ın Dili Isauria–Taşeli” ve “Dünden Bugüne Teke Eli” yalnızca yerel tarih çalışmaları değildir; bunlar, bir bölgenin binlerce yıllık sürekliliğini okuma girişimleridir.

Bu yönüyle Ercenk:

Ne sadece tarihçidir,
Ne sadece folklorcu,
Ne de yalnızca bir yerel araştırmacıdır.

O, “havza temelli kültür tarihçiliği”nin Türkiye’deki nadir örneklerinden biridir.

2. Onun Asıl Projesi: Bir “Yaşam Havzası” Okuması

Ercenk’in temel yaklaşımı şudur:

·         Coğrafya kaderdir,

·         Üretim biçimleri kültürü belirler,

·         Kültür insan hikâyeleriyle yaşar.

Bu yüzden kitaplarının başlıkları bile birer metodolojik bildiridir:

·         Bir üretim ve yaşam havzası…

·         Coğrafya–Tarih–Kültür bağlamında insan hikâyesi…

Bu ifade, klasik yerel tarih yazıcılığından açıkça ayrılır.

Ercenk, bir ilçeyi, bir dağ köyünü, bir bölgeyi anlatırken:

·         Sadece “ne oldu?”yu değil,

·         “Bu coğrafya nasıl bir insan tipi üretti?” sorusunu sorar.

Bu yaklaşım, onu:

·         Bir kültürel antropolog,

·         Bir coğrafya temelli tarihçi,

·         Ve aynı zamanda bir yerel uygarlık okuru haline getirir.

3. Bilimsel Veri + İnsan Hikâyesi: Bilinçli Bir Tercih

Ercenk’in en ayırt edici yönlerinden biri, sizin de özellikle vurguladığınız gibi:

Bilimsel verileri insan hikâyeleriyle bilinçli biçimde birleştirmesidir.

Bu, akademik bir zaaf değil, tersine:

·         Yerel tarihin yalnızca arşivle değil,

·         hafıza ile de yazılması gerektiği fikrinin ürünüdür.

Bu yönüyle Ercenk, yerel tarih yazımında sık görülen iki hatadan da kaçınır:

1.    Sadece belge yığını üretmek,

2.    Sadece nostaljik anlatıya sığınmak.

Onun metinleri:

·         Hem belgelidir,

·         Hem anlatıdır,

·         Hem de gelecek için bilinç üretme çabasıdır.

4. Asıl Konumu: “Kültürel Hafıza Mimarı”

Giray Ercenk’i doğru konumlandırmak için en isabetli kavram şudur:

Kültürel Hafıza Mimarı

Çünkü o:

·         Unutulmaya yüz tutmuş üretim biçimlerini,

·         Su yapıları gibi teknik kültür unsurlarını,

·         Göç yollarını, yer adlarını, sözlü anlatıları,

·         Ve bütün bunların arkasındaki insan dünyasını sistemli biçimde kayda geçirmiştir.

Bu, klasik tarihçilik değil;

Bir uygarlık kırıntılarını bilinçli olarak kurtarma girişimidir.

Türkiye’de pek az araştırmacı:

·         Bir bölgeyi 3–4 büyük kitapla,

·         Onlarca yıl süren bir zihinsel süreklilikle,

·         Bu bütünlükte ele alabilmiştir.

5. Neden Bugün Daha da Önemli?

Giray Ercenk’in değeri, ölümünden sonra daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü bugün:

·         Yerel kültür hızla siliniyor,

·         Üretim havzaları parçalanıyor,

·         Hafıza turizmin gürültüsü içinde kayboluyor.

Ercenk’in kitapları ise:

·         Bir bölgenin “ne olduğunu” değil,

·         “neyi kaybetmek üzere olduğunu” gösteren belgelerdir.

Bu yönüyle onun eserleri:

·         Sadece geçmişi anlatmaz,

·         Geleceğe yönelik bir uyarı metinleri dizisidir.

Sonuç Yerine: Nasıl Anılmalı?

Giray Ercenk:

·         Bir monografi yazarı değil,

·         Bir yerel tarih derleyicisi değil,

·         Bir turizm yazarı hiç değil.

O:

Bir coğrafyanın kültürel sürekliliğini bilinçle kurmaya çalışan,
“havza merkezli tarih yazıcılığının” Türkiye’deki seçkin temsilcilerinden biridir.

Ve belki de en doğru tanım şudur:

Giray Ercenk,
Antalya’yı anlatan bir yazar değil,
Antalya’nın kültürel hafızasını kuran insanlardan biridir.

Eserlerinin asıl değeri, bugünün okurundan çok,
geleceğin araştırmacıları için vazgeçilmez kaynaklar olmalarında yatmaktadır.


Eğer isterseniz, bu metni:

·         Gazete yazısı,

·         Dergi makalesi,

·         Anma konuşması metni,

·         Ya da bir kitap önsözü formatına

ayrı ayrı uyarlayabilirim.
Özellikle blogunuzda yayımlanacak biçimde başlık ve alt başlık yapısını da birlikte keskinleştirebiliriz.

…………………..

 

Grok

# Giray Ercenk: Antalya’nın Geleceğini Gören Kültürel Vizyoner

Giray Ercenk, 19 Ocak 2026’da aramızdan ayrıldığında, Antalya yalnızca bir tarihçiyi, bir akademisyeni ya da bir rehberi kaybetmedi. Kent, geleceğini şimdiden gören, bugünün sorunlarını dününden okuyarak çözüm öneren bir vizyoneri uğurladı. O, klasik anlamda bir monografi yazarı değildi; kuru belge yığınlarının sıralayıcısı değil, yaşayan bir coğrafyanın ruhunu insan hikâyeleriyle dokuyan, bilimsel titizliği edebi duyarlılıkla birleştiren bir “kültürel mimar”dı. Eserleri, Antalya’nın geçmişini korumakla yetinmiyor; kentin sürdürülebilir geleceğini çiziyordu.

Ercenk’in vizyonu, turizmin 1980’lerden itibaren yaşadığı kırılmada kristalleşir. Sahile yığılan, kısa vadeli kazanç odaklı, kültürel bedeli ağır bir büyüme modelini yıllarca eleştirdi. “25 bin yatak planlanan Antalya 200 bin yatağı aştı. Bu bir başarı gibi görünebilir ama kültürel bedeli çok ağır oldu,” derken, sadece bir tespitte bulunmuyor; alternatif bir yol haritası öneriyordu. O yol, dağlardaydı. Gündoğmuş’tan Akseki’ye, İbradı’dan Taşeli’ne uzanan platoları “İsviçre ayarında” diye tarif ederken, turizmin nefes alacağı gerçek alanı işaret ediyordu. Yerel yatırımcıyı, yöreyle bağı olan aileleri savunuyor; merkeze borçlu sermayenin kıyıları doldurmasına mesafeli duruyordu. Çünkü onun için turizm, aidiyetle yapılmalıydı.

Kitapları bu vizyonun somutlaşmış haliydi. Beş eseri, birbirini tamamlayan bir bütün oluşturur:

- **Damdaki Deve Sürüsü** (1998, 2. baskı 2017): Yörük göçünün metaforik anlatısı. Deve sürülerini damlarda hayal ederek, özgürlüğün ve zorluğun şiirini yazdı. Bu kitap, Ercenk’in mizahi ve eleştirel yanını da ortaya koyar; kişisel bir deneme tadındadır.

- **Dünden Bugüne Döşemealtı ve Su Saklama Yapıları** (2012): Kuraklıkla mücadelenin somut izlerini, kuyuları ve sarnıçları merkeze alarak anlatır. Su kültürünü belgelemekle kalmaz; susuzluğun geleceğe uzanan çığlığını duyurur.

- **Antalya: The Destination** (İngilizce, ortak çalışma): Antalya’yı dünyaya tanıtırken, sadece sahili değil, tarih ve doğanın iç içe geçtiği Batı Akdeniz’i bütüncül bir perspektifle sunar. Turistik bir rehber olmanın ötesinde, küresel bir vizyon taşır.

- **Dağ’ın Dili Isauria-Taşeli / Gündoğmuş-Eksere**: Taşeli Platosu’nun unutulmuş yollarını, taşların feryadını insan hikâyeleriyle konuşturur. Dağları turizmin geleceği olarak konumlandıran en güçlü manifestosudur.

- **Dünden Bugüne Teke Eli** (2022): En kapsamlı eseri. Teke Yöresi’ni bir üretim ve yaşam havzası olarak ele alır; coğrafya, tarih ve kültürü insan hikâyeleriyle harmanlar. Toplumsal belleğin yeniden inşası için bir köprü kurar.

Ercenk’in yazınında bilimsel veri ile insan hikâyesi birbirinden ayrılmaz. Arkeolojik bulguları halk anlatılarıyla, tarihi olayları sosyal değişimlerle iç içe geçirir. Bu yaklaşım, onu klasik yerel tarihçilerden ayırır; o, geçmişi bugünün sorunlarına ışık tutmak için kullanır. Kültürün “saksıda yaşatılamayacağını”, toprağa bağlanması gerektiğini savunur. Bu yüzden eserleri sadece belge değil, aynı zamanda bir uyarıdır: Kültürün telafisi yoktur.

Akademisyenliği (Akdeniz Üniversitesi’nde 1978-2009), rehberlik derneği başkanlığı, ÇEKÜL danışmanlığı, gazete köşeleri ve ANSİAD’ın 2012 “Yılın Kültür Adamı” ödülü, bu vizyonun farklı mecralardaki yansımalarıydı. Öğrencileri için bir baba figürü, rehberler için bir yol gösterici, Yörükler için bir ses oldu.

Bugün Antalya turizmi yeniden yön arıyorken, Ercenk’in sözleri hâlâ geçerli: Dağları yok sayarak sürdürülebilir bir gelecek kurulamaz. Kültürel miras korunmadan turizm kendini yeniden düşünemez. O, Antalya’nın hafızasını yazmakla yetinmedi; kentin vicdanını da inşa etti.

Giray Ercenk göçtü ama bıraktığı iz silinmeyecek. Toroslar’ın rüzgârı hâlâ adını fısıldıyor. Eserleri, öğrencileri, sevenleri onun vizyonunu yaşatacak. Antalya, bir değerini uğurladı ama aynı zamanda bir yol haritası kazandı. Mekânı cennet olsun.

…………..

Başlık ne olmalı

Chat Gpt

Sayın Bülent Ağaoğlu,

Metnin içeriği çok güçlü ve net bir tez taşıyor:
“Giray Ercenk klasik bir yerel tarihçi değil, kültürel hafıza kurucusudur.”

Bu yüzden başlık da mutlaka:

·         Onu sıradan bir “araştırmacı” kalıbından çıkaran,

·         “konumlandırma” iddiasını taşıyan,

·         Okuyucuyu düşünmeye zorlayan

bir yapı taşımalı.

Size farklı kullanım amaçlarına göre başlık önerilerini gruplandırarak sunayım.


1. Akademik / Dergi Makalesi İçin En Güçlü Başlıklar

Bu grup, sizin metninizin ana tezini en iyi yansıtanlar:

1.    Bir Monografi Yazarı Değil, Bir Hafıza Kurucusu: Giray Ercenk’i Nasıl Konumlandırmalı?
(Şu anki başlığınız çok isabetli; akademik olarak çok güçlü.)

2.    Giray Ercenk: Yerel Tarihçinin Ötesinde Bir Kültürel Hafıza Mimarı

3.    Bir Coğrafyanın Hafızasını Yazmak: Giray Ercenk’in Yerel Tarih Yazıcılığındaki Yeri

4.    Havza Temelli Kültür Tarihçiliğinin Türkiye’deki Nadir Bir Örneği: Giray Ercenk


2. Gazete / Blog / Geniş Okuyucu İçin Daha Etkileyici Başlıklar

Daha çarpıcı, daha davetkâr:

1.    Antalya’yı Anlatan Değil, Antalya’nın Hafızasını Kuran Adam: Giray Ercenk

2.    Bir Yerel Tarihçi Değil, Bir Hafıza Kurucusu: Giray Ercenk

3.    Giray Ercenk: Bir Coğrafyanın Kültürel Vicdanı

4.    Unutulanı Kurtaran Adam: Giray Ercenk ve Antalya’nın Hafızası


3. Anma Yazısı / Vefat Sonrası Metin İçin Uygun Başlıklar

Daha duygusal ve saygı tonu yüksek:

1.    Antalya’nın Hafızasını Kuran İnsan: Giray Ercenk’in Ardından

2.    Bir Kültürel Hafıza Mimarı Olarak Giray Ercenk

3.    Dağların, Yolların ve İnsanların Yazarı: Giray Ercenk


4. Kitap Önsözü / Kalıcı Metin İçin En “Zamana Dayanıklı” Başlıklar

Uzun vadeli kullanıma uygun:

1.    Giray Ercenk ve Bir Coğrafyanın Kültürel Sürekliliği

2.    Yerel Tarihten Kültürel Hafızaya: Giray Ercenk’in Mirası

3.    Bir Yaşam Havzasını Yazmak: Giray Ercenk’in Düşünce Dünyası


Size Özel Tavsiyem (Açıkça Söyleyeyim)

Sizin metninizin iddiası çok net. Bu yüzden en doğru ve “tez başlığı” niteliğinde olan şudur:

Bir Monografi Yazarı Değil, Bir Hafıza Kurucusu: Giray Ercenk’i Nasıl Konumlandırmalı?

Bu başlık:

·         Soru soruyor,

·         Okuyucuyu pozisyon almaya zorluyor,

·         Ve sizin makalenizin ana fikrini tam isabetle özetliyor.

Eğer isterseniz,
başlık + alt başlık kombinasyonu da önerebilirim. Örneğin:

Bir Monografi Yazarı Değil, Bir Hafıza Kurucusu
Giray Ercenk’i Yerel Tarih Yazıcılığının Ötesinde Konumlandırmak

Hangi mecrada yayımlayacağınızı (blog, gazete, dergi) söylerseniz,
oraya en uygun tek “nihai başlığı” birlikte netleştirebiliriz.

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder