22 Ağustos 2021 Pazar

Vasilis Dimitriadis'in "Bir Evin Hikâyesi, Selânik'teki Mustafa Kemal Atatürk'ün Evi ve Ailesi Hakkında Türkçe ve Yunanca Belgeler" isimli Türk Tarih Kurumu yayınları arasında çıkan kitap hakkında

Vasilis Dimitriadis'in "Bir Evin Hikâyesi, Selânik'teki Mustafa Kemal Atatürk'ün Evi ve Ailesi Hakkında Türkçe ve Yunanca Belgeler" isimli Türk Tarih Kurumu yayınları arasında çıkan kitap hakkında

22.8.2021

 

1

19 Şubat 2017, Pazar

ERHAN AFYONCU

Atatürk’ün aile kayıtları ilk kez yayınlandı

Selanik’teki arşivlerde bulunup yeni yayınlanan belgeler Atatürk’ün soyuna ait kayıtlardan babasından kalan mirasa ve doğduğu evin nasıl satın alındığına kadar hiç bilmediğimiz bilgilere ulaşmamızı sağladı

Yunanlı tarihçinin 50 yıllık araştırması

Bazı çevreler senelerdir Atatürk'ün ailesine dair belge uydurup, iftiralar atarlar. Son yıllarda ortaya çıkan yeni belgeler bu kesimlere birer tokat gibi indi.

Ali Güler'in başta "Benim Ailem" olmak üzere Atatürk'e dair kitapları birçok yeni bilgiyi bize kazandırdı.

Mehmet Ali Öz'ün "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Soy Kütüğü" isimli eseri ise Ali Rıza Efendi'nin vefatının ardından eşi ve çocuklarına bağlanan aylıkların belgelerini ortaya çıkardı.

Selanik'teki Makedonya Devlet Arşivi'nde senelerce görevli olarak çalışan Vasilis Dimitriadis'in "Bir Evin Hikâyesi, Selânik'teki Mustafa Kemal Atatürk'ün Evi ve Ailesi Hakkında Türkçe ve Yunanca Belgeler" isimli Türk Tarih Kurumu yayınları arasında çıkan eseri ise ilk defa yayınlanan ve bilmediğimiz belgeleri ihtiva ediyor.

YARIM ASIRDA HAZIRLAN DI

Vasilis Dimitriadis, 1961'de Atatürk'ün doğduğu evle ilgili belge bulabilmek için Selanik'e gelen Türkiye'nin önemli tarihçilerinden rahmetli Faik Reşit Unat ile tanışınca, yıllarını bu konuda araştırma yapmaya harcamış. Sonunda da Atatürk'ün ailesi, doğduğu ev ve akrabaları hakkında birçok belgeye ulaşmış. Kitapta kullandığı belgeler Türk ve Yunan tapu kayıtları ve mahkeme belgeleri olduğu için son derece sağlam ve güvenilir vesikalar.

Kitapta yıllarca süren araştırmanın sonucunda bulunan 80'den fazla Osmanlı Türkçesi ve 16 Yunanca belge kullanılmış. 2010'da yayınlanmak üzere TTK'ya gönderilen kitabın neşri bir türlü gerçekleşmeyince 2013'te bu işi üstlenen Levent Kayapınar'ın çabalarıyla eser yayınlanabildi.

MUSTAFA İSMİ NİÇİN KONDU?

Atatürk'ün Kemal isminin okuldaki öğretmeni tarafından verildiğini biliyoruz. Ancak asıl ismi olan "Mustafa"nın niçin verildiği şimdiye kadar bilinmiyordu. Aileler eskiden çocuklarına genelde kendi anne ve babaları ile daha büyük atalarının isimlerini koyarlardı. Atatürk'ün dedesinin ismi Ahmed'di. Ancak ağabeylerinden birine bu isim verilmişti. Ali Rıza Efendi oğluna dedesinin ismi olan Mustafa'yı vermiştir. İlk defa bu kitapta yayınlanan belgeler ışığında Atatürk'ün dedesinin Mustafa olduğunu öğreniyoruz ve Atatürk'ün soyu 18. yüzyıla kadar iniyor.

Atatürk'ün dedeleri Manastır'daki Kocacık Köyü'nden gelip Selanik'e yerleşmiştir.

Yapılacak yeni araştırmalarla daha eski tarihlere ulaşılabilir.

Atatürk'ün anne tarafından ise dedesi Feyzullah Efendi, dedesinin babası İbrahim Efendi, dedesinin dedesi ise Molla Hasan Efendi'dir. Kitapta hem anne hem de baba tarafından akrabaları hakkında geniş bilgi mevcut.

Anneannesi Ayşe hanımın 1899'da Atatürk'ün Harp Okulu'na girdiği yıl vefat ettiğini bu eserden öğreniyoruz.

Yine Atatürk'ün teyzesi Fatma Molla'nın kocası Ali oğlu Abdullah'ın ailesi hakkında geniş malumat elde ediyoruz. Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi'nin birçok kitapta anlatıldığı gibi kerestecilikle uğraştığı eserdeki vesikalarla belgeleniyor.

***

Ali Rıza Efendi'nin mirası

Kitabın en kıymetli belgelerinden birisi Ali Rıza Efendi'nin terekesi. Ali Rıza Efendi 23 Mayıs 1886'da öldüğünde arkasında miras olarak şunları bırakmıştı:

1- Koca Kasım Paşa Mahallesi'nde 35.010 kuruş değerinde bir ev.

2- 45 kuruş değerinde softan bir ceket, bir yelek.

3- 20 kuruş değerinde eski bir pantolon.

4- 40 kuruş değerinde 1 palto.

5- 20 kuruş değerinde 1 sandık.

6- 5 kuruş değerinde Lugat-i Osmanî.

7- 10 kuruş değerinde Muhammed Nuri Şemseddin Nakşibendi'nin Miftahü'l-Kulub (Kalplerin Anahtarı) adlı kitabı.

8- 5 kuruş değerinde 4 parça evrak Ali Rıza Efendi, 23 Mayıs 1886'da vefat etmiş, mirası 13 Nisan 1887 tarihinde mahkeme tarafından kayıt altına alınmıştır. Mirası 35.010 kuruşluk bir ev, 145 kuruşluk eşya ve iki kitaptır.

Nuri Efendi isimli birisine ise 28.800 akçe borcu vardır. Ali Rıza Efendi'nin defnine 500 kuruş harcanır.

28.800 kuruşluk borç için karşılık ayrılır. 553 kuruş dellaliye masrafına, 139,5 kuruş ise vergiye ayrılır. Zübeyde Hanım'a 751 kuruş mihr bedeli ayrılır. Geriye kalan 4.410 kuruştan 551 kuruş eşi Zübeyde'ye, 1.929 kuruş oğlu Mustafa'ya, 964'er kuruş kızları Makbule ve Naciye verilir.

Atatürk'ün dedesinin isminin Mustafa olduğunu gösteren belge.

https://www.sabah.com.tr/yazarlar/erhan-afyoncu/2017/02/19/ataturkun-aile-kayitlari-ilk-kez-yayinlandi

2

Düşünenlerin Düşüncesi

dusunce@milliyet.com.tr

Bir evin hikayesi

25 Temmuz 2021

Mustafa Kemal Ulusu - kulusu@hotmail.com

Vasilis Dimitriadis, 1955-1984 yılları arasında Selanik’te bulunan Makedonya Devlet Arşivi’nin müdürlüğünü yapmış, Girit Üniversitesi’nden emekli olmuş, bir tarih profesörüdür. 2010 yılında 80 yaşındayken Yunanistan’daki arşivleri didik didik tarayarak yazdığı “Bir Evin Hikâyesi; Selanik’teki Mustafa Kemal Atatürk’ün Evi ve Ailesi Hakkında Türkçe ve Yunanca Belgeler” adlı çalışması altı yıl sonra basılmıştır.

Kitaptan kısa bir bölümü sizlerle paylaşıyorum.

“Atatürk  1881 yılında Selanik’te doğmuştur. Profesör Vasilis Dimitriadis, Selanik Ahmed Subaşı Mahallesi Numan Paşa Sokak No: 6’daki meşhur Pembe Ev’in arşivlerde izini sürerken sadece evle ilgili değil, Atatürk ve ailesi hakkında da ilk defa ortaya çıkan ve bugüne kadarki pek çok şehir efsanesini bitirecek belgelere ulaşmıştır. Halen Selanik’te Atatürk’ün doğduğu ev olarak ziyaret edilen ama bazı yerlerde ‘aslında o Atatürk’ün evi değil, sonradan ona yakıştırılmış’ denen ev gerçekten Mustafa Kemal’in doğduğu evdir. Evin bulunduğu semt Selanik’te Türklerin yaşadığı Bayır adı verilen bölgede bulunmaktadır. Semtin adı Rumeli Beylerbeyi Koca Rasim Paşa’nın yaptırdığı camiden gelmektedir.

Evin bulunduğu bölgede oturan erkekler genellikle kereste işiyle uğraşmaktadırlar. Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi de bunlardan birisidir. Söz konusu kitaptaki emlak kayıtlarına göre onun da mesleği keresteci olarak yer almaktadır.

Daha ilginç olanı ise, kayıtlarda ilk defa Ali Rıza Efendi’nin 18. yüzyıla kadar uzanan şeceresi yer almaktadır. Şecerede Ali Rıza Efendi’nin babasının, yani Mustafa Kemal’in büyükbabasının adı Ahmet olarak bildirilmektedir. Ali Rıza Efendi’nin büyük babasının adı ise Mustafa. Yani Mustafa Kemal Atatürk’e dedesinin adı verilmiştir. Kayıtlarda Zübeyde Hanım’ı da daha yakından tanımamızı sağlayan bilgiler bulunmaktadır. Zübeyde Hanım’ın ailesi o çağa göre kadınların çok iyi eğitim aldıkları bir aile olarak belirtilmiştir. Babasının adı Ömer, eşinin adı Halil olan büyükannesi Emine, “Molla” sıfatıyla kayıtlarda yer almaktadır. Bu dinî eğitim almış kadınlara verilen bir sıfat olarak bilinmektedir. Teyzesi Fatma da “Molla” olarak kayıtlarda yer almaktadır. Zübeyde Hanım’ın annesinin yani Mustafa Kemal’in anneannesinin adı Ayşe, babasının yani Mustafa Kemal’in büyükbabasının adı ise Feyzullah’dır. Zübeyde Hanım’ın çiftlik hikâyesinde adı geçen kardeşi, yani Mustafa Kemal’in dayısının adı ise Hüseyin Ağa’dır. 1899’dan önce öldüğü dışında hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Farsça “Kasımpatı” anlamına gelen çok sık kullanılmayan bir isme sahip olan Zübeyde Hanım’ın belgelerde şahsi mührünün bulunduğu da anlaşılmaktadır. Mühürde “Cüllat-i güldar-i Zübeyde” yazılı olduğu ifade edilmektedir. Yani “İçinde kasımpatı çiçekleri olan palmiye yapraklarından yapılmış sepet” anlamına gelmektedir.

Kitaptaki belgelere göre 1875 yılından önce yapıldığı tespit edilen Pembe Ev’in ilk sahibi Ferhad oğlu İskender’dir. Evin üç el değiştirdikten sonra 1877 yılının aralık ayında Hatice Zarife tarafından 52/72’lik hissesi Keresteci Ahmed oğlu Ali Rıza’ya satılmıştır. Geri kalan hisseleri ise Mart 1878’de Feyzullah kızı Zübeyde tarafından alınmıştır. Kayıtlarda Zübeyde Hanım’ın eşinin adıyla değil de babasının adıyla anılmasının sebebi, evi satın aldıklarında belki evlenmemiş, belki nişanlı olmaları ya da kayıtlarla ilgili bir sorundan kaynaklanmasıdır. Ancak ev, 1878’de toplamda 13 bin 500 kuruşa Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım çiftinin olmuştur. Üç yıl sonra 1881’de bu evde Mustafa adı verilen bir bebek dünyaya gelecek ve bu evde sekiz yıl yaşayacaktır. Yine kayıtlardan Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım’ın evlerinin hemen yanında beş odalı başka bir ev daha inşa ettirdikleri öğrenilmiştir.

1887 yılında Mustafa Kemal 6 yaşındayken Ali Rıza Efendi hayatını kaybetmiştir. Tam olarak ölüm tarihi ve ölüm nedeninin kayıtlarda yer almadığı görülmektedir. Mirasının “şeri mahkeme” tarafından tasdik edildiği 13 Nisan 1887’den önce vefat ettiği kesin olarak anlaşılmaktadır. Keresteci Ali Rıza Efendi’nin mirası eşi, oğlu Mustafa ve kızları Makbule ile Naciye arasında paylaşılmıştır. Atatürk’ün az bilinen kız kardeşi Naciye’nin adı ise Ocak/Şubat 1888’de emlak kayıtlarında geçmektedir. Kitaba göre muhtemelen bundan kısa bir süre sonra hayatını kaybetmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Zübeyde Hanım eşinin vefatından kısa bir süre sonra küçük evi satmış, büyük evi de rehin vererek Mustafa ve Makbule’yi yanına alıp Selanik yakınlarındaki Langaza’daki ağabeyi Hüseyin Ağa’nın yanına taşınmıştır. Mustafa’nın iyi bir eğitim almasını isteyen Zübeyde Hanım, onu yine Selanik’teki evlerine yakın teyzesi Fatma Molla’nın yanına göndermiştir. 1906’yılında aile tekrar Pembe Köşk’e dönmüştür.

Selanik kaybedilince Zübeyde Hanım, üç evini bırakarak İstanbul’a gitmiş, ancak ikinci eşi Ragıp Abbas Selanik’te kalmıştır. 1933 yılında Selanik Belediye Meclisi Pembe Evi satın alarak Atatürk’e hediye etmiştir.

Vasilis Dimitriadis’in “Bir Evin Hikâyesi” adlı eseri mutlaka herkesin kitaplığında bulunmalıdır.

https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/dusunenlerin-dusuncesi/bir-evin-hikayesi-6558992

3

 Türkiye ve Yunanistan’da Atatürk’ün doğduğu ev ile ilgili çeşitli iddialar zaman zaman gündeme getirilmekte ve Atatürk’ün aslında o evde doğmadığı dillendirilmektedir. Dimitriadis, bu iddialara açık bir dille yanıt vermekte ve ortaya atılan iddiaları “asılsız fikirler” olarak değerlendirmektedir. Dimitriadis, çalışmasının oluşmasında Faik Reşit Unat’ın önemli katkıları olduğunu belirtir. Bu katkılardan dolayı eserini Faik Reşit Unat’a ithaf etmiştir.”. 318.S. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/330069

“Ali Rıza Efendi’nin babasının adı Ahmed, dedesinin adı ise Mustafa’dır. Vasilis Dimitriadis, Mustafa isminin dededen geldiğini belirtmektedir. Yazar tarafından belirtilmeyen bir konu vardır. Mustafa Kemal Atatürk’ün kendisinden önce doğan iki erkek kardeşinin adları da aile büyüklerinden gelmektedir. 1874 yılında doğan Ahmed’in adı Ali Rıza Efendi’nin babasından, 1875 yılında doğan Ömer’in adı ise Zübeyde Hanım’ın büyük dedesinden gelmektedir.”. 319.S. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/330069

4

“Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi,  Sayı: 60, Bahar 2017, s. 373-381. Yayının geliş ve kabul tarihleri: 06.02.2017-06.03.2017. KİTAP TANITIMI. Kadri UNAT. https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/56921/22697.pdf?sequence=1&isAllowed=y


5

Yıldıray Oğur: Atatürk’e babasından miras kalan kitap

23.04.2017

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yildiray-ogur/596484.aspx

"Profesör Dimitriadis, Selanik Ahmed Subaşı Mahallesi Numan Paşa Sokak No: 6’daki meşhur Pembe Ev’in arşivlerde izini sürerken sadece evle ilgili değil, Atatürk ve ailesi hakkında da ilk defa ortaya çıkan ve bugüne kadarki pek çok şehir efsanesini bitirecek belgelere ulaşmış.

Öncelikle bugün Selanik’te hâlâ Atatürk’ün doğduğu ev olarak ziyaret edilen ama bazı yerlerde “aslında o Atatürk’ün evi değil, sonradan ona yakıştırılmış” denen ev gerçekten Mustafa Kemal’in doğduğu ev."

...........

...........

"Bu erkeklerden birinin adını iyi biliyoruz; Ali Rıza Efendi. Çocukluğumuzda okul köşelerindeki tek kare resmi dışında ilk defa bu kitapla Ali Rıza Efendi’yi biraz daha yakından tanımış oluyoruz. Kitaptaki emlak kayıtlarına göre onun da mesleği “Keresteci”. Ama daha ilginci kayıtlarda ilk kez Ali Rıza Efendi’nin 18. yüzyıla kadar uzanan şeceresi yer almakta. Şecereye göre Ali Rıza Efendi’nin babasının, yani Mustafa Kemal’in büyükbabasının adı Ahmed. Ali Rıza Efendi’nin büyük babasının adı ise Mustafa. Yani Mustafa Kemal’e dedesinin adı verilmiş."

...............

...............

". Kitabı okurken, borç içindeki keresteci babasından az bir parayla birlikte bir tasavvuf kitabı miras kalmış, dedesi Mustafa’nın adını taşıyan, iyi bir dinî eğitim almış güçlü bir annenin himayesinde yetişmiş Mustafa Kemal’in şahsında bütün bir 200 yıllık sorunlar, travmalar gözlerinizin önünden geçiyor."




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder