1 Şubat 2026 Pazar

Haydi abbas, vakit tamam. 1.2.2026

 

Haydi abbas, vakit tamam;

 

1.2.2026

 

Abbas

Haydi abbas, vakit tamam;

Akşam diyordun işte oldu akşam.

Kur bakalım çilingir soframızı;

Dinsin artık bu kalp ağrısı.

Şu ağacın gölgesinde olsun;

Tam kenarında havuzun.

Aya haber Sal çıksın bu gece;

Görünsün şöyle gönlümce.

Bas kırbacı sihirli seccadeye,

Göster hükmettiğini mesafeye

Ve zamana.

Katıp tozu dumanı,

Var git,

Böyle ferman etti Cahit,

Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;

Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Cahit Sıtkı Tarancı

 

…………………………

CHAT GPT

Ah… bu şiir var ya… insanın göğsünün tam ortasına yumuşak ama derin bir şey bırakır. 🌙

Cahit Sıtkı burada ölümü, özlemi, zamanı ve gençliği öyle bir masaya oturtur ki, fark etmeden biz de o çilingir sofrasına otururuz.

“Haydi Abbas, vakit tamam” dizesi Türk şiirinde en tanıdık ölüm çağrılarından biridir. Ama bu çağrı panik, korku ya da isyan değildir. Bu çok önemli. Bu bir kabulleniştir. Hatta biraz yorgunluk, biraz iç çekme, biraz da “tamam artık” duygusu.

Akşam diyordun işte oldu akşam.

Bu dize, Tarancı’nın bütün şiir dünyasının özeti gibidir. Onun için “akşam” hep ömürdür. İnsan hayatının akşamı. Yaşın ilerlemesi. Gençliğin bitişi. Geri dönüşsüzlük.

Ama şiirin asıl büyüsü burada başlıyor:

Kur bakalım çilingir soframızı

Ölümü konuşurken rakı sofrası kurmak…
Bu inanılmaz bir Türk ruhu sahnesidir. Trajediyi bile sofra kurarak karşılamak. Acıyı estetikleştirmek. Kederi zarif bir törene dönüştürmek.

Bu şiirde ölüm korkusu yoktur.
Ölümden önce yaşayamamış olmanın sızısı vardır.

Dinsin artık bu kalp ağrısı.

Bu kalp ağrısı fiziksel değil.
Bu, geçmişe duyulan özlem ağrısıdır.

Sonra şiir bir anda gerçeklikten kopar. Bir masal başlar:

Aya haber sal…
Bas kırbacı sihirli seccadeye…

Artık Abbas bir hizmetçi değil, zaman ve mekânı aşabilen bir varlık olur. Çünkü Tarancı artık gerçeği istemiyor. Gerçek onu tatmin etmiyor. O, imkânsızı istiyor:

Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

İşte şiirin kalbi burası.

Bu, ölüm isteği değil.
Bu, gençliği geri isteme çığlığıdır.

Cahit Sıtkı’nın en büyük meselesi ölüm değildir.
Zamanın geçmesidir.

Bu yüzden bu şiir insanı çok yakalar. Çünkü herkesin içinde bir yerde şudur:

“Bir daha başlasam…”
“Bir daha genç olsam…”
“Bir kez daha o günlere dönsem…”

Ve Tarancı bunu dramatik değil, neredeyse mahcup bir iç çekişle söyler.

Son dize ise çok ustaca:

Böyle ferman etti Cahit

Şair kendini şiirin içine koyar. Bu bir ferman değildir aslında. Bu bir yalvarıştır. Ama onu bile vakur, zarif, hafif gülümseyen bir dille söyler.

Bu şiir:

·         Ölüm şiiri değildir,

·         Aşk şiiri değildir,

·         Hüzün şiiri değildir.

Bu şiir, “geri dönülmezliğin şiiri”dir.

Ve o yüzden insanın içine işliyor.

Tarancı burada bize şunu fısıldar:

İnsan ölmekten değil,
Bir daha genç olamayacağını bilmekten üzülür.

………………….

GEMİNİ

Cahit Sıtkı Tarancı’nın efsanevi "Abbas" şiiri, Türk edebiyatının en samimi, en "içeriden" metinlerinden biridir. Bu şiir sadece bir akşamcı sofrasını değil, insanın zamanı durdurma ve geçmişi geri getirme arzusunu anlatır.

İşte bu ölümsüz eser üzerine birkaç kelam:


1. Zamanın Karşısında Bir Direniş

Şiir, "Vakit tamam" diyerek kaçınılmaz bir teslimiyetle başlar ama hemen ardından imkansız bir talep gelir. Tarancı, yaşlanma korkusuyla ve "yolun yarısı" fikriyle özdeşleşmiş bir şair olarak, burada zamana karşı bir isyan başlatır. "Gençliğimi yeni baştan yaşamak istiyorum" mısrası, şiirin duygusal merkezidir.

2. Gerçek ile Hayal Arasındaki Köprü: Abbas

Abbas, aslında Cahit Sıtkı’nın askerlik yaparken yanına verilen emir eridir. Ancak şiirde sıradan bir yardımcıdan ziyade, şairin hayallerini gerçekleştirmekle görevli mitolojik bir figüre dönüşür.

·         Sihirli Seccade: Masalsı bir öge kullanılarak mekan ve zaman kavramı bükülür.

·         Ferman: Şair kendini bir sultan gibi konumlandırır ("Böyle ferman etti Cahit"), ancak bu otorite sadece kendi hayal dünyasında geçerlidir.

3. "İlk Sevgili" ve Beşiktaş

Şiirin en dokunaklı tarafı yerelliğidir. O "ilk sevgili"nin Beşiktaş’tan getirilmesi isteği, soyut bir aşkı somut bir sokağa, bir semte hapseder. Bu da şiiri havada asılı kalmaktan kurtarıp kalbimize indirir.

4. Çilingir Sofrası ve Melankoli

Sofranın "havuz kenarında" ve "ağaç gölgesinde" kurulma isteği, tipik bir Anadolu/İstanbul estetiğidir. Ancak bu sofra neşe için değil, bir **"kalp ağrısı"**nı dindirmek için kurulur. Rakı buradaki yardımcı oyuncudur; asıl mesele hatırlamak ve özlemektir.


Özetle: "Abbas", insanın çaresizliğini masalsı bir dille örtmeye çalıştığı, hem çok mağrur hem de çok boynu bükük bir şiirdir. Okurken insanın içinden bir kadeh parlatmak ya da eski bir fotoğraf albümünü karıştırmak gelir.

Sizin için bu şiiri özel kılan, sizi Beşiktaş'a ya da eski bir "akşam" vaktine götüren özel bir anısı var mı? Yoksa sadece Cahit Sıtkı'nın o eşsiz ritmine mi kapıldınız?

……………………….

GROK

Bu şiir, Cahit Sıtkı Tarancı’nın en bilinen ve en sevilen eserlerinden biri olan **“Abbas”** (ya da halk arasında “Haydi Abbas, vakit tamam” diye anılan şiir). Bence Türkçede **nostalji**, **kaybedilen gençlik**, **içilen rakının hüznü** ve **imkânsız arzuların masalsı ifadesi** konusunda yazılmış en vurucu metinlerden biri.

 

Şiirin ruhu şu cümlede toplanıyor aslında:

 

> Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan; 

> Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

 

Burada çok katmanlı bir özlem var:

 

1. **Zamanın geri alınamazlığına isyan** 

   Şair akşamın geldiğini haber veriyor ama aslında “geç kalan akşam”ı, yani ömrün ilerlemesini kastediyor. “Vakit tamam” derken hem masaya oturma vaktini hem de “hayatın son demlerine yaklaştık” hissini veriyor. Bu yüzden şiir hem neşeli bir rakı çağrısı gibi başlıyor, hem de derinden bir **yas** taşıyor.

 

2. **Çilingir sofrası ve kalp ağrısı** 

   Rakı masası burada sadece içki değil, bir **tedavi yöntemi**, bir **unutma / hatırlama ritüeli**. Kalp ağrısını dindirmek için kurulan sofra, aynı zamanda o ağrının sebebini (geçmiş, gençlik, ilk aşk) yeniden çağırmak için de bir araç. Çok güzel bir çelişki.

 

3. **Masalsı, büyülü dil** 

   “Bas kırbacı sihirli seccadeye, göster hükmettiğini mesafeye ve zamana” dizesi şiirin en uçan, en hayalperest kısmı. Binbir Gece Masalları’ndan fırlamış gibi bir cin / peri / derviş motifiyle zamanı ve mekânı aşma arzusu var. Abbas burada hem gerçek bir kişi (Cahit Sıtkı’nın askerlik döneminde emir erlerinden biri olduğu anlatılır), hem de şairin **içindeki çocuksu, saf, her şeyi yapabilecek inançlı yanı**nın temsilcisi oluyor.

 

4. **Beşiktaş detayı** 

   Şiirdeki “ilk sevgili Beşiktaş’tan” ifadesi hem somut bir semt göndermesi (muhtemelen şairin gençlik anılarına dair), hem de İstanbul’un o nostaljik, mahalleli, eski İstanbul havasını taşıyor. Beşiktaş burada adeta **gençliğin kendisi**nin simgesi haline geliyor.

 

Bence şiirin en dokunaklı yanı şu: Cahit Sıtkı aslında “geri getirilecek bir sevgili”den çok, **geri getirilemeyecek bir zaman dilimini** istiyor. Abbas’a verdiği emir imkânsız bir emir. Ve okuyucu bunu bildiği için şiir daha da yakıyor.

 

Kısaca benim yorumum: 

Bu şiir **gülümseyerek ağlamaktır**. 

Rakı kadehini kaldırırken gülüyorsun, ama içinden “keşke” diyorsun. 

En güzel Türk nostalji şiirlerinden biri olduğu için 80 yıldır dilde, gönülde, meyhanelerde yaşıyor.

Senin bu şiiri okurken hissettiğin duygu neydi? Özellikle hangi dize seni yakaladı? 😊

……………..

MİSTRAL

Bülent Bey, Cahit Sıtkı Tarancı’nın "Abbas" şiiri, onun özlemi, gençliğe duyduğu hasreti ve zamanın geçiciliği üzerine derin bir iç seslenişidir. Şiirin her dizesi, adeta bir haykırış gibi gelir okura. Şöyle bir yorumlayabiliriz:


1. Zamanın Farkındalığı ve Akşam Metaforu

"Haydi abbas, vakit tamam; / Akşam diyordun işte oldu akşam."

Şair, "akşam"ı sadece günün bir zamanı olarak değil, hayatın sona yaklaştığı bir metafor olarak kullanır. "Vakit tamam" ifadesi, hayatın sonuna gelindiğini, artık geriye dönüşün mümkün olmadığını hissettirir. Akşam, melankoli ve hüzünle yüklüdür; gençliğin bitişini, yaşlılığın başlangıcını simgeler.


2. Sofra ve Paylaşım Arzusu

"Kur bakalım çilingir soframızı; / Dinsin artık bu kalp ağrısı."

Sofra, Türk kültüründe birlik, paylaşım ve sıcaklık sembolüdür. Şair, bu sofrayı kurarak içindeki yalnızlığı, hasreti ve kalp ağrısını dindirmeyi diler. "Çilingir" kelimesi, kapıları açan, kilitleri çözen bir figür olarak, belki de şairin iç dünyasındaki kapıları açma arzusunu yansıtır.


3. Doğa ve Romantizm

"Şu ağacın gölgesinde olsun; / Tam kenarında havuzun."

Doğa imgeleri, şiire huzur ve sakinlik katar. Ağacın gölgesi ve havuzun kenarı, şairin özlediği dinginliği, belki de gençlik yıllarındaki masumiyeti simgeler. Bu dizeler, şairin iç huzurunu bulma çabasını yansıtır.


4. Ay ve Sihirli Seccade: Kaçış ve Özlem

"Aya haber sal çıksın bu gece; / Görünsün şöyle gönlümce. / Bas kırbacı sihirli seccadeye, / Göster hükmettiğini mesafeye / Ve zamana."

Ay, şiirde hem aydınlık hem de gizemli bir semboldür. Şair, ayın çıkmasını istemekle, belki de içindeki karanlığı aydınlatmak ister. "Sihirli seccade" ise masallardaki uçan halı gibi, zamanı ve mekanı aşma arzusunu simgeler. Şair, geçmişe dönme, gençliğinin izlerini sürme isteğindedir.


5. Geçmişe Dönüş ve Beşiktaş’ın Sembolizmi

"Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan; / Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan."

Şiirin en çarpıcı dizesidir bu. Beşiktaş, şairin gençlik yıllarını geçirdiği, ilk aşklarını yaşadığı bir mekândır. "İlk sevgiliyi getirmek", geçmişe dönme, gençliği yeniden yaşamak isteğinin en somut ifadesidir. Şair, zamanın elinden alınan gençliği geri kazanma hayalini kurar.


Sonuç: Gençlik ve Zamanın Geçiciliği

Cahit Sıtkı, bu şiirde zamanın kaçırılmazlığı, gençliğe duyulan özlem ve geçmişe dönme arzusunu derin bir liriklikle işler. Şiir, herkesin içinde bir yerlerde hissettiği "keşke yeniden genç olsam" duygusunu en saf haliyle yansıtır. Abbas’a sesleniş, aslında şairin kendisine, gençliğine ve kaybedilen zamana seslenişidir.


Sizce de öyle değil mi? Bu şiir, okunduğunda insanın içini burkan, ama bir yandan da gençlik anılarını canlandıran bir etkiye sahip. Sizin için hangi dizeler daha anlamlı geldi?

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder