17 Kasım 2019 Pazar

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL'UN KORKUTAN DEPREMLERİ




GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL'UN KORKUTAN DEPREMLERİ -1
Köşe Yazarı: Mert CiGERLİ Eklenme Tarihi: 29 Eylül 2019, Pazar - 21:46 Okunma Sayısı: 32891 Defa Okundu.
Bilindiği gibi deprem, anlaşılması ve tahmin edilmesi en zor olan doğa olaylarından biridir. Bilimin ve teknolojinin bu kadar geliştiği, hava durumlarının, fırtınaların, hortumların ve bir çok doğal felaketlerin aylar, günler öncesinden tahmin edilebildiği günümüz dünyasında depremi en fazla 5-6 saniye önceden tahmin edebiliyor olmamız mümkün olabiliyor artık..  Tarihe bakıldığında İstanbul eski Bizans İmparatoru Constantine tarafından kurulmuş ve bu şehirdeki ilk depremler de kayıtlara bakıldığında taa o zamanlardan günümüze İstanbul depremlerinin başlamış olduğu görülüyor.   İstanbul şehrindeki geçmiş deprem tarihini incelerken dönemin tarihçilerine ve eski dönemde yazılan kitaplara, günlüklere ve diğer kaynaklara başvurmak gereklidir. Aslında baktığımızda çoğu zaman tarihçiler bile deprem konusunda her zaman hemfikir olamamıştır.  İstanbul'da kayıt edilen ilk depremin milattan sonra 342 yılında, yani şehir Bizans imparatoru tarafından kurulduktan 16 yıl sonra gerçekleştiği ifade edilmektedir.   Dönem tarihçisi Jerome'nin ifadesine göre, bu depremin İstanbul'un doğusunda daha şiddetli hissedildiğinden bahseder ve tahminler depremin merkez üssünün İzmit veya Sakarya civarinda olduğu yönünde açıklamalarda bulunmaktadır..  İncelenen kayıtlarda o ilk deprem kayıtlarından 16 yıl sonra 24 ağustos 358 tarihinde İzmit'i (o zamanlar nicomedia ismiyle biliniyordu) neredeyse haritadan silen bir başka deprem oluyor. Bu deprem batıda Makedonya'da bile hissedilmiş (veya Makedonya yakınlarında başka bir depremi tetiklediği) söyleniyor.   Doğuda ise, depremin Trabzon'da hissedildiğinden bahsediliyor. Depremden sonra şehirde çok büyük bir yangın çıkıyor ve şehirdeki zararın büyük çoğunluğununda bu şehir yangınlarının sonucunda olduğu ifade ediliyor...   Dönemin tarihçilerinden Ammianus Marcellinus bu depremlerden ayrıntılarıyla bahsediyor. Ammianus Marcellinus kitabında bu depremler sonunda birçok evin yıkıldığından, ortaya çıkan toz bulutunun saatlerce ortadan kalkmadığından, birçok insanın öldüğünden veya vücutlarının bir kısmını kaybettiğinden, sonunda da sağ kalan birçok insanın göç ettiğinden bahseder.    Günümüz depremlerini inceleyen sismologlar ve tarihçiler bu depremin 1999'daki Gölcük depremine sonrasında çıkan yangın hariç her anlamda birbirine benzediğinde fikir olarak birleşmekte.  Ammianus Marcellinus'a göre deprem sabahın ilk saatlerinde, güneşin doğuşu sırasında gerçekleşmiş. Özellikle tepelerde kurulan evler domino taşı gibi birbirinin üzerine yıkılmış.   Deprem sırasında kükreme-gök gürültüsü benzeri bir gürültü ortaya çıkmış, bu sesler çığlık seslerine karışmıştır. Bazı insanlar enkaz altında kalırken bazıları da boğazına kadar toprağın altına gömülmüştür. Ammianus Marcellinus deprem sonrası yerde açılan çukurlara düşen veya ağaçlara asılı kalan insanların yardım edilse kurtulabileceğini, fakat o anda herkesin kendi derdine düşmesi ile kimsenin kimseye yardım edebilecek halde olamadığından, bu yüzden ölen insan sayısının çok arttığından bahsediyor.  İstanbul ve çevresinde yasayanlar bir sonraki deprem için uzun süre beklemek zorunda kalmıyorlar. 21 Temmuz 365 tarihinde Doğu Akdeniz ve etrafında devasa bir deprem daha oluyor. Depremin merkez üssü Crete Adası olup büyüklüğü de 8.5 olarak tahmin ediliyor. Depremin etkileri Yunanistan'ın tamamında, Ege'deki adalarda, Mısır'da, İtalya'da, ve İstanbul'da ve Anadolu'nun batı yakasında (Ege ve Marmara bölgelerinde) hissedildiği yazıyor..  402 yılında İstanbul'da yaşayan Hristiyan din adamı ve filozof Synesius yazdığı mektupların birinde şehirden taşınmak üzereyken deprem olduğundan bahseder ama daha fazla ayrıntı vermez.  (Devamı yarın)
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL'UN KORKUTAN DEPREMLERİ (LL)
Köşe Yazarı: Mert CiGERLİ Eklenme Tarihi: 6 Ekim 2019, Pazar - 00:30 Okunma Sayısı: 13237 Defa Okundu.
Yine Chronicon Paschale 407 yılının Nisan ayında gerçeklesen ve İstanbul'da şiddetli bir şekilde hissedilen bir depremden bahseder. Bu depremde şehrin ciddi anlamda bir zarar gördüğü ifade ediliyor ve özellikle bugünkü Bakırköy'de birçok evin yıkıldığı ifade edilirken, tarihi yarımada da bir çok devlet binası da zarar görür. Sismologların tahminine göre bu depremin merkez üssü ise Marmara denizidir. 
412 yılında ,437 ve 447 yıllarında İstanbul`da yine 3 farklı deprem olur.  Günümüzde bazı detayların hangi depreme ait olduğu kesin olarak bilinmese de her iki depremin birçok ortak noktası olduğu biliniyor. Örneğin her üç depremde bir çok evin ve devlet binasının yıkılmasına sebep olmuş, şehirdeki 96 kuleden 57 tanesi bu deprem sonucu tamamen yıkılmış, geri kalanlar da en azından kısmen zarar görmüştür. 7 Nisan tarihinde  466 veya 467 yılında da Çanakkale'nin Avrupa Yakasında ve bugün ki Trakya'da şiddetli bir şekilde hissedilen, İstanbul'da da etkisi hafif/orta derecede olan bir deprem daha görülüyor. İstanbul'da depremle aynı zamanda yaşanan şiddetli yağmur yüzünden bazı bölgelerde geçici olarak su baskını görülüyor.
484 yılında Marmara'nın batısında gerçekleşen depremde bugünkü Çanakkale'nin Avrupa yakası neredeyse tamamen haritadan siliniyor ve bu bölgede zarar görmeyen bir bina bile kalmıyor. 
487 yılının 26 Eylül tarihinde (nedense çoğu depremler ağustos ortasından eylül sonuna kadar olan tarihlerde gerçekleşmiş) bir deprem daha oluyor. İstanbul'da büyük bir yıkıma sebep olan deprem Toros Dağları civarında yani Akdeniz Bölgesinde dahi hissediliyor ve Batı Anadolu boyunca zarara sebep oluyor. 532 ve 533 yıllarında İstanbul'da iki deprem daha hissedilmiştir ama bu depremlerde fazla bir yıkım olup olmadığı ifade edilmiyor.
16 Ağustos 542 tarihinde İstanbul'da oldukça yıkıcı bir deprem görülür. Deprem sadece İstanbul'da değil, bugünkü İzmit, Sakarya, Yalova gibi bölgelerde de yıkım yaratıyor. 
6 Eylül 543 tarihinde bu kez Erdek'i vuran deprem şehrin yarısını haritadan silerken, 546 ve 548 yıllarında şehirde gerçekleşen 2 depremde binaların çoğu ya tamamen yıkılıyor ya da büyük ölçüde zarar görüyor. Daha sonra 16 Ağustos 554 tarihinde (evet yine 16 Ağustos) İstanbul'u, İzmit'i ve çevre şehirleri büyük ölçüde yıkan bir başka deprem gerçekleşiyor. 
Bu deprem hem karada hem de denizde ölümlere sebep oluyor. Bir çok gemi karaya oturuyor ve şehirleri de su basıp devamında da depremden sonraki artçı şoklar aylarca devam ediyor.
557'deki İstanbul depremi tarihteki İstanbul depremleri içinde en çok bilinenlerden biri olduğu ifade edilirken, bu depremin adaların güneyinden geçen ve beklenen büyük İstanbul depremine sebep olması gereken fay hattında gerçekleşmiş deniliyorken, İstanbul'u direkt olarak vurduğu da ifade ediliyor.
Deprem sonrası Ayasofya başta olmak üzere çoğu kiliseler zarar görüyor ve devlet binalarının tamamına yakını yıkılıyor., Hatta Ayasofya'nın kubbesi ertesi sene bu depremin yarattığı zarara daha fazla dayanamayarak çöküyor. 
Bu deprem gece yarısı halk uykudayken gerçekleşmiş ve çok az insan kaçma şansı yakalayabilmiş. Gece boyunca devam eden onlarca artçı şoklar sabah saatlerinde sona erince insanlar birbirlerine sarılıp bu olayı sevinçle kutlamaya başlayacak kadar şaşkınlık yaşamış. Bugün Ortodoks kiliselerinde söylenen bazı ilahilerde zaman zaman bu depreme referans yapılmakta olduğu ifade ediliyor..
Tarihçiler 580 ve 583 tarihlerinde gerçeklesen 2 depreme dikkat çekerler ama fazla ayrıntılı bilgi vermezlerken, bir sonraki deprem 20 Nisan 611 tarihinde gerçekleşiyor. Deprem sonrasında 3 gün boyunca topluca dualar ediliyor ve kurbanlar sunuluyor.
Bundan sonra 740 yılına kadar büyük ve yıkıcı bir deprem gerçekleşmiyor (veya gerçekleşse bile tarihi belgelerde pek bahsedilmiyor). Ancak 26 Ekim 740'ta gerçekleşen bir deprem şehirde çok ciddi bir yıkıma yol açıyor. Öyle ki şehirdeki surlar neredeyse tamamen yıkılıyor. Depremin artçı şokları 1 yıl kadar sürüyor ve bu deprem yine günümüzde hala Ortodoks kiliselerinde dua ve ilahilerle anılıyor. 
780, 790 ve 796 yıllarında 3 deprem daha gerçekleşirken, 790 yılındaki depremden sonra korkan Bizans imparatoru ailesiyle beraber şehirden kaçıyor ve şehirde bir süre otorite boşluğu doğuyor.  
861 yılında bir deprem, bundan sonra 866 ve 869'da iki deprem daha gerçekleşiyor.
Daha sonraki yıllarda 989 yılında adaların güneyinden geçen ve büyük İstanbul depremine sebep olacağı söylenen fay hattı yeniden İstanbul'u vuruyor. Bu sefer bu fay hattında gerçekleşen en son büyük depremden sonra tam 200 sene geçmiştir. Bu depremden sonra Ayasofya'nın duvarları büyük ölçüde çökmüş ve yıllarca sürecek bir tamirat çalışmaları sonrası Ayasofya tamamen yıkılmaktan bin bir zorlukla kurtarılabilmiş.          (Devamı yarın)
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL'UN KORKUTAN DEPREMLERİ (III)
Köşe Yazarı: Mert CiGERLİ Eklenme Tarihi: 7 Ekim 2019, Pazartesi - 10:58 Okunma Sayısı: 42934 Defa Okundu.
Bundan sonraki deprem 1010 yılında, daha sonra da 1032 ve 1037 yıllarında gerçekleşiyor. 
1063 veya 1064 yılında ve sonrasında adaların güneyinden geçen o meşhur fay hattının bir sonraki tetiklemesi ile 1296'da, yani bir önceki depremden 307 yıl sonra yaşanıyor. 1323 yılında da, fay hattının geri kalanı da kırılıyor ve İstanbul'da bir yıkıcı deprem daha gerçekleşiyor.
1384 yılında Çanakkale yakınlarındaki Lesbos Adasında gerçekleşen ve adadaki tüm binaları yıkan şiddetli deprem İstanbul'da da hissedildi ama fazla bir zarar vermedi. 1400 yılında Bursa'da tahribat yapan başka bir deprem yine İstanbul'da hissedildi.
1419'da Bursa'da çok büyük yıkım yapan bir başka deprem gerçekleşti. Depremden sonra dağlardan kopan kayalar şehirlere yuvarlanırken çok sayıda can kaybı yaşandı. Kayıtlara göre deprem sırasında Bursa'da olup da en azından kısmi zarar görmeyen tek bir bina bile kalmamış. Yine depremin oluşturduğu çukurlar ve yarıklarda yeni akarsuların meydana geldiği söyleniyordu ama bunun ne kadarının gerçek ne kadarının abartma olduğunu bilemiyoruz. 
1489'da İstanbul yakınlarında gerçeklesen bir depremde İstanbul'daki bazı cami minareleri yıkıldı.
1509'da İstanbul tarihinin en büyük depremlerinden biri gerçekleşti. Bu depremin sorumlusu yukarıda bahsettiğim adaların güneyinden geçen ve büyük İstanbul depremine sebep olması beklenen fay hattıydı.
Eski İstanbul depremlerine baktığımızda 1509'daki deprem hakkında en fazla bilgiye sahip olduğumuz depremlerden biridir. Bu depreme aynı zamanda "küçük kıyamet" adı verilmiştir. 10 Eylül tarihinde gerçeklesen depremin büyüklüğü 7.2-7.3 olarak tahmin edilmektedir ve depremin tsunamiye sebep olduğu bilinmektedir. Depremde İstanbul'da yaşayan 160 bin kişiden 13 bini hayatını kaybetmiştir. 
Depremden sonra yıkılan yerleri yeniden inşa edebilmek için 60 bin isçi tutulacaktı ve yıllarca süren bir çalışma gerçekleşecekti. Depremin hemen ertesi günü başlayan tamir işlemleri olmasaydı büyük ihtimalle artçı şoklar daha fazla zarara yol açabilirdi.
12 Haziran 1542'de Trakya'da gerçeklesen bir deprem İstanbul'da da şiddetli bir şekilde hissedilmişti. Çanakkale'nin Avrupa yakası, Edirne ve İstanbul'da toplam 5 bine yakın insanın hayatını kaybettiği depremde binden fazla bina yıkılmış, çok daha fazlası tahrip olmuştu.
10 Mayıs 1556'da gerçeklesen bir başka depremin merkezi Erdek yakınlarıydı. 
28 Haziran 1648 tarihinde büyük ihtimalle merkezi Türkiye dışında (Bulgaristan veya Romanya) olan büyük bir deprem İstanbul'da çok katlı evlerin, kulelerin ve cami minarelerinin önemli bir kısmını tahrip ederken küçük bir kısmını tamamen yıkmayı başardı.
25 Mayıs 1719 tarihinde Marmara Denizi`nin doğusunda, İzmit civarında büyük bir deprem meydana geldi. Depremde İzmit Körfezinin her iki tarafındaki şehir ve kasabalar neredeyse tamamen tahrip oldu. 
2 Eylül 1754'te yani bir önceki depremden 35 yıl sonra İzmit körfezindeki fayın geri kalan kısmı da kırıldı ve yeni bir deprem oluştu. Bu depremden YAKLAŞIK 265 yıl sonra aynı bölgede Gölcük depremi yaşandı.
557'den 1766'ya kadar bu fay hattında gerçeklesen toplam 6 deprem vardı. İki deprem arasındaki en kısa zaman dilimi 199 yıl, en uzun zaman dilimi 307 yıl ve ortalama zaman dilimi 242 yıldı. 1766'dan itibaren 242 yıl sayarsak 2008 yılına denk geliyor. Yani depremler arasındaki ortalama zaman farkını tuttursaydık bir sonraki deprem 2008'de olacaktı. Önümüzdeki 15-20 yıl içinde depremin olmaması istatistiksel olarak büyük bir sürpriz olacaktır.
1877'de Marmara denizinde gerçeklesen depremde İstanbul'un adaları ve sahil kesimi zarar görecekti. Adaların neredeyse tamamen yıkıldığı depremin etkisi uzun süre devam etti.
1894'te İzmit'te bir yıkıcı deprem daha gerçekleşti. 
Bunlardan başka bir de 1999'daki Gölcük depremi var ama bu zaten herkesin bildiği bir deprem olduğu için ayrıntılarıyla bahsetmeye gerek yok.
Bir sonraki BÜYÜK İstanbul depreminin ne zaman olacağını bilmiyoruz. 1999'daki deprem sayesinde Kuzey Anadolu fay hattının Marmara Denizine kadar olan kısmi kırılmış durumda. Bundan sonra bu fay hattının kırılacak bir sonraki yerinin adaların güneyinden geçen kısım olduğu artık kimsenin tartışmadığı bir şey. Depremin tam olarak vaktini tahmin etmek zor ama tüm etkenleri sabit tutarsak deprem ne kadar erken olursa şiddeti o kadar az olacaktır.
Uzmanlarca ifade edilen fay hattının kırılma ihtimali 2017'ye kadar olan dönemde %65, 2022'ye kadar olan dönemde %75, 2027'ye kadar olan dönemde %82, 2032'ye kadar olan dönemde %87 olarak belirtilmiş ve depreme hazırlıklı olmamızın üzerine basa basa uyarısı yapılmıştır..
Günümüzde olması muhtemel İstanbul'un Depremlerine bilinçlenerek hazır olalım...

9 Kasım 2019 Cumartesi

İSTANBUL'UN DEPREM TARİHÇESİ



istanbul'un deprem tarihçesi

 samet61

18-04-2016, 13:22 

https://www.chip.com.tr/forum/istanbulun-deprem-tarihcesi_t310635.html 



Ayni bu entry gibi uzun ve aci bir tarihcedir. ayni zamanda beklenen buyuk istanbul depremine isik tutacak olan tarihcedir. ... bu baslik pek ilgi cekmeyecek ama bu konulara merakli olanlar icin oldukca kapsamli bir kaynak olusturmaya calistim. toplamda 5-10 kisi bile okuyup fayda gorse bana yeter.

deprem, anlasilmasi ve tahmin edilmesi en zor olan doga olaylarindan biridir. teknolojinin ve bilimin bu kadar gelistigi, hava durumlarinin, firtinalarin, hortumlarin, kar firtinalarinin ve bir cok dogal felaketin gunler oncesinden (bazen de haftalar oncesinden) tahmin edilebildigi bir dunyada depremi en fazla 5-6 saniye onceden tahmin edebiliyor olmamiz da bu konuya isik tutar.

gunumuzde istanbul diye bilinen sehir eski byzantium sehri uzerine eski bizans imparatoru constantine tarafindan 326 yilinda kurulmustur ve sehirdeki ilk deprem kayitlari da bu tarihten itibaren baslar. sismologlar sehirdeki deprem tarihini incelerken donemin tarihcilerine ve eski donemde yazilan kitaplara, gunluklere ve diger kaynaklara basvurmak zorundadir. aslinda cogu zaman tarihciler deprem konusunda her zaman hemfikir olmamistir. ayni olaydan bahseden 2-3 farkli tarihcinin farkli detaylar ve bilgiler verdigi bilinmektedir. yine cogu zaman birden fazla olayin ayniymis gibi gosterildigi ornekler de mevcuttur. ornegin istanbul'da olan bir deprem icin bir tarihci "deprem o kadar buyuktu ki dogu anadolu'da bile hissedildi" derken o gunlerde belki de istanbul ve dogu anadolu'da iki farkli (birbirinden kismen bagimsiz) deprem oldugunun farkinda degildi. yine, cogu zaman tarihcilerin istanbul'da gerceklestigi depremlerin merkez ussunun istanbul olup olmadigini bilemeyiz. belki deprem bursa'da, edirne'de, izmit'te gerceklesmistir ama olay sirasinda istanbul'da olup da sarsintiyi ve yikimi yasayan tarihciler olayin istanbul merkezli oldugunu dusunmustur. butun bu noktalara deyindikten sonra istanbul'un deprem tarihcesine geciyoruz.

o zamanlar konstantinopolis ismiyle anilan istanbul'da kayit edilen ilk deprem milattan sonra 342 yilinda, yani sehir bizans imparatoru tarafindan kurulduktan 16 yil sonra gerceklesmistir. donem tarihcisi jerome bu depremin istanbul'un dogusunda daha siddetli hissedildiginden bahseder ve tahminler depremin merkez ussunun izmit veya sakarya civarinda oldugu yonundedir. istanbul'un merkezinde biraz zarar ortaya ciksa da en buyuk yikim istanbul'un dogusunda (bugunku istanbul'un anadolu yakasi, izmit, sakarya gibi) gerceklesmis, bir cok ev ve devlet binasi zarar gormustu.

bundan 16 yil sonra 24 agustos 358 tarihinde izmit'i (o zamanlar nicomedia ismiyle biliniyordu) neredeyse haritadan silen bir baska deprem olur. bu deprem batida makedonya'da bile hissedilmistir (veya makedonya yakinlarinda baska bir depremi tetiklemistir). doguda ise depremin trabzon'da hissedildiginden bahsedilir. depremden sonra sehirde cok buyuk bir yangin cikar ve sehirdeki zararin buyuk cogunlugu bu yanginin sonucudur. sehir yeniden insa edilecektir ama eskisine gore cok daha kucuk bir sehir olarak devam edecektir. bu depremin istanbul'da da buyuk bir yikima sebep olur. donemin tarihcilerinden ammianus marcellinus bu depremden ayrintilariyla bahseder.

tarihci ammianus marcellinus kitabinda bu deprem sonunda bir cok evin yikildigindan, ortaya cikan toz bulutunun saatlerce ortadan kalkmadigindan, bir cok insanin oldugunden veya vucutlarinin bir kismini kaybettiginden, sonunda sag kalan bir cok insanin goc ettiginden bahseder. bu olay sonrasinda 150 kadar sehir, koy ve kasabada yikim olusur. sismologlar ve tarihciler bu depremin 1999'daki golcuk depremine sonrasinda cikan yangin haric her anlamda benzediginde birlesmektedir. bu deprem sonrasinda ortaya cikan artci soklar aylarca devam edecektir. ammianus marcellinus'a gore deprem sabahin ilk saatlerinde, gunesin dogusu sirasinda gerceklesmistir. ozellikle tepelerde kurulan evler domino tasi gibi birbirinin uzerine yikilmistir. deprem sirasinda kukreme-gok gurultusu benzeri bir gurultu ortaya cikmis, bu sesler ciglik seslerine karismistir. az once bahsettigim gibi deprem sonrasi olusan ve saatlerce ortadan kalkmayan devasa toz bulutu yuzunden gunesin dogusu gozlemlenememis, sehir gunes dogduktan 1-2 saat sonra hala karanlikta kalmisti. bazi insanlar enkaz altinda kalirken bazilari da bogazina kadar topragin altinda gomulecekti. ammianus marcellinus deprem sonrasi yerde acilan cukurlara dusen veya agaclara asili kalan insanlarin yardim edilse kurtulabilecegini fakat o anda herkes kendi derdinde oldugu icin kimsenin kimseye yardim edecek halde olmadigindan, bu yuzden olen insan sayisinin arttigindan bahseder.

ammianus marcellinus enkaz altinda kalip da olmeyen bir cok insanin daha sonra susuzluk veya acliktan olecegini, depremin ilk aninda olenlerin sansli sayilacagini, deprem sonrasinda sehirde gunlerce sessizligin ve ust uste yigilmis cesetlerin hakim oldugunu aciklamistir. bunun disinda yukarda bahsettigim uzere bir cok insan cikan yanginda can verecekti. bu o gunlere kadar gorulen ve insanlarin kayit altina aldigi en yikici depremlerden biriydi.

istanbul ve cevresinde yasayanlar bir sonraki deprem icin uzun sure beklemek zorunda kalmayacaktir. 21 temmuz 365 tarihinde dogu akdeniz ve etrafinda devasa bir deprem olacaktir. depremin merkez ussu crete adasi olarak buyuklugu de 8.5 olarak tahmin edilmektedir. depremin etkileri yunanistan'in tamaminda, ege'deki adalarda, misir'da, italya'da, ve istanbul'da ve anadolu'nun bati yakasinda (ege ve marmara bolgelerinde) hissedimistir. tabi ki tum zararin ana depremde mi yoksa cesitli bolgelerde tetiklenen artci depremlerde mi oldugu kesin bilinmiyor. deprem sonrasinda gerceklesen tsunami sonrasinda misir ve libya kiyisindaki gemilerin kiyiya oturdugu, bazilarinin kiyidan 3-4 km iceri girdigi, insanlarin dalgalar altinda kalip boguldugu biliniyor. deprem crete adasinda 9 metrelik bir atima sebep olacakti (17 agustos'ta yanilmiyorsam atim 3-4 metre civarindaydi). deprem sonrasinda dogu akdeniz'deki bir cok liman sehri sular altinda kalacakti. depremin istanbul'daki etkisi cok yikici olmadi ama bu deprem istanbul'da yogun bir sekilde hissedildigi icin bunu da listeye ekleyeyim dedim.

402 yilinda istanbul'da yasayan hiristiyan din adai ve filozof synesius yazdigi mektuplarin birinde sehirden tasinmak uzereyken deprem oldugundan bahseder ama daha fazla ayrinti vermez. theodoret istanbul'da 403 yilinda olan bir depremden bahseder. bazi tarihciler 402 yilinda synesius'un bahsettigi depremle 403 yilinda theodoret'in bahsettigi depremin ayni deprem oldugunu dusunur. iki deprem hakkinda da fazla ayrintili bilgimiz yok. yine chronicon paschale 407 yilinin nisan ayinda gerceklesen ve istanbul'da siddetli bir sekilde hissedilen bir depremden bahseder. bu depremde sehir ciddi anlamda zarar gorur ve ozellikle bugunku bakirkoy'de bir cok ev yikilirken tarihi yarimadada bir cok devlet binasi zarar gorur. sismologlarin tahminine gore bu depremin merkez ussu marmara denizidir. yine bu depremden sonra olusan dalgalardan sonra kiyidaki bir cok gemi karaya oturur ve bazi gemilerin battigi gozlemlenir.

412 yilinda istanbul yakinlarinda gerceklesen depremde istanbul'un etrafindaki surlarin bircogu zarar gorur ve bu surlarin tamiri aylarca surer. 417 ve 423 tarihlerinde istanbul'da hissedilen 2 deprem daha olur ama bu depremlerin merkezinin istanbul'da olmadigi dusunulmektedir. bu iki deprem hakkinda cok ayrintili bilgiye ulasmak zor.

437 ve 447 yillarinda 2 farkli deprem olur ama tarihciler genelde bu iki depremi karistirmaktadir. 437 depremiyle ilgili aciklanan bir cok detayin aslinda 447 depremine ait oldugu 447 depremine ait aciklanan bir cok detayin da aslinda 437 depremine ait oldugu sonradan ortaya cikmistir. gunumuzde bazi detaylarin hangi depreme ait oldugu kesin olarak bilinmese de her iki depremin bir cok ortak noktasi oldugu biliniyor. ornegin her iki deprem de bir cok evin ve devlet binasinin yikilmasina sebep olmus, sehrin surlarinin kismen yikilmasina yol acmistir. sehirdeki 96 kuleden 57 tanesi bu deprem sonucu tamamen yikilmis, geri kalanlar da en azindan kismen zarar gormustur. bu iki depremin de artcilari aylarca devam etmis, yeryuzunde yarilmalar yasanmis, olusan dalgalarda batan gemiler olmus ve bazi bolgelerde toprak kaymasi yasanmistir.

bazi kaynaklarda 27 ocak 450 tarihinde bazi kaynaklarda da ayni yilin 8 kasim tarihinde istanbul'da deprem oldugu ve yikima sebep oldugu soylenir ve tarihciler iki tarih konusunda tartismaktadir. bir ihtimal de ayni yil icinde iki farkli deprem olmustur.

460 yilinin 7 nisan tarihinde merkez ussu canakkale ile balikesir arasinda bir yerde oldugu tahmin edilen bir deprem olur. depremde erdek'in tamami ve bugunku canakkale'nin bir cok koyu ve kasabasi tamamen haritadan silinir. deprem sonucu yeryuzunun onemli bir kismi yarilir ve bir cok devasa cukurlar olusur. ozellikle kiyi kesimde bir cok insan hayatini kaybeder. bu depremden sonra bu bolge uzun sure bir daha toparlanamayacaktir. bu deprem istanbul'da da hissedilir ve kucuk capta zarara sebep olur. 466 veya 467 yilinda canakkale'nin avrupa yakasinda ve bugunku trakya'da siddetli bir sekilde hissedilen, istanbul'da etkisi hafif/orta derecede olan bir deprem daha gorulur. istanbul'da depremle ayni zamanda yasanan siddetli yagmur yuzunden bazi bolgelerde gecici olarak su baskini gorulur.

25 eylul 477 (bazi kaynaklara gore 478) tarihinde merkez ussunun bugunku izmit veya karamursel'de oldugu tahmin edilen siddetli bir deprem gorulur. depremde izmit ve cevresi neredeyse haritadan silinecekti ve istanbul'da bir cok bina ve surlar zarar gorecekti. depremden sonra tsunami olusur ve sehrin onemli bir kismi sular altinda kalir. bu depremin artci soklari 40 gun boyunca devam eder ve sehirdeki yoneticiler korkarak bugunku kadikoy bolgesine kacarlar ve sehirde yonetim boslugu olusur. depremden dolayi zarar goren sehirler arasinda deprem bolgesinden epeyce uzak olan balikesir de vardir.

484 yilinda marmara'nin batisinda gerceklesen depremde bugunku canakkale'nin avrupa yakasi neredeyse tamamen haritadan silinir ve bu bolgede zarar gormeyen bir bina bile kalmayacaktir. deprem sonrasi gelibolu'nun nufusu yaridan aza inecektir ve istanbul'un batisindaki duvarlar tahrip olacakti.

487 yilinin 26 eylul tarihinde (nedense cogu depremler agustos ortasindan eylul sonuna kadar olan tarihlerde gerceklesmis) bir deprem daha oluyor. istanbul'da buyuk bir yikima sebep olan deprem toros daglari civarinda yani akdeniz bolgesinde dahi hissediliyor ve bati anadolu boyunca zarar sebep oluyor.

bu tarihten itibaren 525 tarihine kadar hicbir kaynakta istanbul civarinda bir depremden bahsedilmiyor (bahsediliyorsa da ben gormedim). bu da bolgede 38 yillik bir depremsizlik anlamina geliyor ki oldukca uzun bir sure. bir cok insan bu depremi bir sonraki yil hatay'da gerceklesen ve 250 bin insanin hayatini kaybettigi depremle iliskilendirse de iki deprem farkli fay hatlarinda gerceklesmistir ve ikisinin ayni zamanlarda olmasi buyuk ihtimalle tesaduften baska bir sey degildir. bazi kaynaklara gore istanbul'da bir deprem de 526 yilinda gerceklesmistir ama 525 ile 526'daki deprem aslinda ayni deprem olabilir. bir ihtimal de 526'daki deprem 525'tekinin artci soklarindan biridir. bu depremlerde bir cok kilise, devlet binasi ve ev zarar gormus ve cok sayida insan hayatini kaybetmistir.

532 ve 533 yillarinda istanbul'da iki deprem daha hissedilmistir ama bu depremlerde fazla bir yikim oldugu dusunulmemektedir.

16 agustos 542 tarihinde istanbul'da oldukca yikici bir deprem gorulur. deprem sadece istanbul'da degil, bugunku izmit, sakarya, yalova gibi bolgelerde de yikim yaratacaktir. istanbul'un cevreleyen surlarin buyuk olcude zarar gordugu, sehirdeki heykellerin ve anitlarin temellerinden koptugu, bir cok ev, devlet binasi ve kilisenin tamamen yikildigi ve cok sayida insanin hayatini kaybettigi bilinmektedir. bu depremden sonra sehrin nufusu buyuk olcude azalacaktir ve bizans'in ekonomisi cok ciddi zarar gorecektir. ayni zamanda bu deprem sonucu sehirde cok buyuk bir hastalik salgini baslayacakti ve sehir bundan uzun sure toparlanamayacakti.

6 eyluk 543 tarihinde bu kez erdek'i vuran deprem sehrin yarisini haritadan sildi. onceki yillarda depremler yuzunden defalarca yikilan sehir yeniden tamire basladi. bu depremin etkileri istanbul'da da hissedildi ve sehirde fazla can kaybi olmasa da bir cok bina zarar gordu ve tamir gerektirdi.

546 ve 548 yillarinda sehirde gerceklesen 2 depremde 543 yilinda tamir edilen binalarin cogu ya tamamen yikildi ya da buyuk olcude zarar gordu.

16 agustos 554 tarihinde (evet yine 16 agustos) istanbul'u, izmit'i ve cevre sehirleri buyuk olcude yikan bir baska deprem gerceklesti. isin ilginc tarafi, bu depremden bir gun once mugla'da, ve ayni gunlerde yunan adalarinda da birer deprem gerceklesmis olmasiydi. bu deprem hem karada hem de denizde olumlere sebep oldu. bir cok gemi karaya oturdu ve sehirleri su basti. depremden sonraki artci soklar aylarca devam etti.

tam da 554'teki depremin yikimi atlatilmis, sehir yeniden kurulmustu ve 3 sene sonra yeni bir deprem geldi. 557'deki istanbul depremi tarihteki istanbul depremleri icinde en cok bilinenlerden biridir. bu deprem adalarin guneyinden gecen ve beklenen buyuk istanbul depremine sebep olmasi gereken fay hattinda gerceklesmis ve istanbul'u direkt olarak vurmustur. nisan ve ekim aylarinda orta siddetli depremler goren sehirde asil buyuk deprem aralik ayinda gerceklesecekti. deprem sonrasi ayasofya basta olmak uzere cogu kilise zarar gorecek, devlet binalarinin tamamina yakini yikilacak, surlarin %70-80'lik bolumu tamamen ortadan kalkacak, ayakta kalabilen ev sayisi parmakla gosterilecek kadar az olacakti. hatta ayasofya'nin kubbesi ertesi sene bu depremin yarattigi zarara daha fazla dayanamayarak cokecekti. ertesi sene sehri isgal eden hunlar yikilan surlar sayesinde sehre ellerini kollarini sallaya sallaya girecekti.

deprem gece yarisi halk uykudayken gerceklesmisti ve cok az insan kacma sansi yakalayabilmisti. yerden yukselen toz parcalari hem insanlarin gorus kapasitesini azaltiyor hem de nefes almayi zorlastiriyordu. bos alanlara ve meydanlara siginan bir cok insan surlardan kafasina dusen taslardan veya uzerlerine yikilan heykel ve anitlardan dolayi hayatini kaybedecekti. gece boyunca devam eden onlarca artci sok sabah saatlerinde sona erince insanlar birbirlerine sarilip bu olayi sevincle kutlamaya baslayacakti. deprem sonrasi otorite boslugu olusacakti ve bizans devleti belki de yikilmanin esigine gelecekti ama deprem sonrasinda otorite yeniden saglandi. bugun ortodoks kiliselerinde soylenen bazi ilahilerde zaman zaman bu depreme referans yapilmaktadir.

bundan sonra tarihciler 580 ve 583 tarihlerinde gerceklesen 2 depreme dikkat cekerler ama fazla ayrintili bilgi vermezler. hakkinda ayrintili bilgiye sahip oldugumuz bir sonraki deprem 20 nisan 611 tarihinde gerceklesecekti. deprem sonrasinda 3 gun boyunca topluca dua edilir ve henuz 6 ay once imparator olan heraklius adina kurbanlar sunulur.

bundan sonra 740 yilina kadar buyuk ve yikici bir deprem gerceklesmez (veya gerceklesse bile tarihi belgelerde pek bahsedilmez). 26 ekim 740'ta gerceklesen deprem sehirde cok ciddi bir yikima sebep olacaktir. sehirdeki surlar neredeyse tamamen yikilacaktir, sehrin bazi bolgelerinde kara denize dogru 5-10 metre kadar ilerleyip sahilin sekli degisecektir, kiliseler ve devlet binalarinin tamami tamir gerektirecektir ve binlerce insan hayatini kaybederek sehrin nufusunun buyuk olcude azalmasina sebep olacaktir. depremin artci soklari 1 yil kadar surecekti ve bu deprem gunumuzde hala ortodoks kiliselerinde dua ve ilahilerle anilmaktadir. depremden sonra yikilan binalarin ve surlarin yeniden yapilmasi 1 yildan fazla surecekti.

780, 790 ve 796 yillarinda 3 deprem daha gerceklesir. 790 yilindaki depremden sonra korkan bizans imparatoru ailesiyle beraber sehirden kacar ve sehirde bir sure otorite boslugu olusur. evlerinden cikan insanlar aylarca cadirda yasarlar. bazi tarihcilere gore 780, 790 ve 796'daki uc deprem aslinda ayni olaydir ve olay 790 yilinda gerceklesmistir. bu depremin merkez ussu olarak adalarin guneyinden gecen fay hatti gosterilir. hatirlayacaksiniz, adalarin guneyinden gecen ve buyuk istanbul depremine sebep olmasi beklenen fay hattinda gerceklesen son buyuk deprem 557 yilinda yani 233 yil once gerceklesmisti (zaten bu fay hattinda ortalama 250 yilda bir deprem bekleniyor, bu konuya sonraki paragraflarda da deginecegim).

861 yilinda bir deprem daha gerceklesiyor. bu kez sarsintinin etkisiyle sehrin disindaki bir cok nehrin ve golun kurudugu, halkin bazi bolgelerde susuzluk cektigi soyleniyor. bu depremin hem oncesinde hem de sonrasinda yuzlerce artci sok oldugu ve artci soklarin 40 gunden fazla surdugu soylenir. bazi kaynaklarda depremin tarihi 862 olarak gecse de bazi tarihciler bu ikisinin iki farkli deprem olabilecegini, hatta bir ihtimal ikincisinin ilkinin artcisi olabilecegini dusunurler.

bundan sonra 866 ve 869'da iki deprem gerceklesmistir ama bazi tarihciler bunlarin ayni depremin iki farkli referansi olabilecegini de dusunmektedirler. bu deprem veya depremlerde ozellikle sehirdeki tarihi kiliselerin cok buyuk zarar gordugunden bahsedilir. pazar gunu gerceklesen depremin sonucu olarak ayin sirasinda coken bazi kiliselerde bir suru insanin can verdigi ve artci soklarin bazilarinin can almaya devam ettigi soylenir. bu depremden sonra bizans imparatoru yikilan kiliseleri yeniden insa etmek ve tamir edilebilenleri tamir etmek icin para toplar.

989 yilinda adalarin guneyinden gecen ve buyuk istanbul depremine sebep olacagi soylenen fay hatti yeniden istanbul'u vurur. bu sefer bu fay hattinda gerceklesen en son buyuk depremden itibaren tam olarak 200 sene gecmistir. bu deprem o kadar siddetlidir ki istanbul'da yarattigi kadar zarari izmir'de de yaratmistir. bu depremin sonucu olarak marmara ve ege bolgesinin bir cok sehrinde yikim olusmustur. yine bu depremin gerceklestirdigi yikimin tamirati 6 yil surmustur. bu depremden sonra ayasofya'nin duvarlari buyuk olcude cokmus, yillarca surecek bir tamirat calismalari sonrasi ayasofya tamamen yikilmaktan binbir zorlukta kurtarilabilmisti.

yukarda bahsettigim deprem gecenin gec saatlerinde gerceklesip insanlari uykuda yakalamisti. bu deprem gunumuzde ortodoks kiliselerde anilan depremlerden biridir. ilginc bir ekleme daha yapayim, 989 yili halley kuyruklu yildizinin dunyada goruldugu yillardan biridir. zaten bu depremden bahseden bazi kaynaklarda depremin oldugu aksam insanlarin halley kuyruklu yildizini gordugu, bazilarinin cok sasirdigi, bazilarinin da korkup sehri terk ettigi, daha sonra depremle kuyruklu yildiz arasinda bir bag kuruldugunu soylerler. bu akla 17 agustos gunu gokyuzunde gorulen ates topu, cok sayida yildiz, ve bir hafta once gerceklesen gunes tutulmasiyla deprem arasinda alaka olup olmadiginin tartisilmasini akla getiriyor. ilginc bir ayrinti.

bundan sonraki deprem 1010 yilinda, daha sonra da 1032 ve 1037 yillarinda gerceklesiyor. 1032 yilinda gerceklesen depremin merkez ussunun istanbul'un dogusunda oldugu soyleniyor yani kocaeli'nde olma ihtimali yuksek olarak goruluyor. bu depremin tarihi 13 agustos, yani kocaeli'nde gerceklesen cogu yikici deprem gibi bu deprem de agustos ortasinda gerceklesiyor (bu konu arastirildi mi, cok merak ediyorum).

1063 veya 1064 yilinda (23 eylul tarihinde) merkezi buyuk ihtimalle tekirdag olan bir baska deprem yasaniyor. deprem marmara bolgesinin tamaminda yikima sebep oluyor. hatta olay yerine yuzlerce km uzakliktaki iznik'te iznik konsulunun yapildigi kilisenin duvarlari bile tahrip olmaktan kurtulamiyor. bu depremde canakkale'nin avrupa yakasi ve istanbul cok buyuk can ve mal kaybi yasiyor.

adalari guneyinden gecen o meshur fay hattinin bir sonraki saldirisi 1296'da, yani bir onceki depremden 307 yil sonra yasaniyor. bu depremin buyuklugu 7 ile 8 arasinda tahmin ediliyor ve deprem her zamanki gibi istanbul ve cevresinde cok buyuk bir yikima sebep oluyor. 1323 yilinda, yani 27 yil sonra bu fay hattin geri kalani da kiriliyor ve istanbul'da bir yikici deprem daha gerceklesiyor.

1343 yilinda yaz aylarinda balkanlarda gerceklesen depremler sonrasi ekim ayinda trakya bolgesi yikici bir depremle sarsiliyor. istanbul'da sel ve bazi surlarin yikilmasi disinda ciddi bir zarar meydana gelmezken trakya'da binlerce insan can veriyordu. bu depremin ilginc bir yani da depremden hemen 1-2 saat sonra artci sok olmasi ve artci sokun depremin kendisi kadar siddetli olmasiydi. depremin artci soklari 1 sene boyunca devam edecek ve 1344 yilinda yeni bir depreme sebep olacakti. haritada bile bazi degisiklikler gorulecek ve deniz bazi bolgelerde karanin 2-3 km kadar icine girecekti. bu depremin sonucu olarak gazikoy ve hoskoy'de iki tane kale tamamen yikilacakti. bundan 2 yil sonra istanbul'da bir deprem daha goruldu ve sehrin duvarlari zarar gordu ama depremin merkez noktasi bilinmiyor.

1384 yilinda canakkale yakinlarindaki lesbos adasinda gerceklesen ve adadaki tum binalari yikan siddetli deprem istanbul'da da hissedildi ama fazla bir zarar vermedi. 1400 yilinda bursa'da tahribat yapan baska bir deprem yine istanbul'da hissedildi.

1419'da bursa'da cok buyuk yikim yapan bir baska deprem gerceklesti. depremden sonra daglardan kopan kayalar sehirlere yuvarlanirken cok sayida can kaybi yasandi. kayitlara gore deprem sirasinda bursa'da olup da en azindan kismi zarar gormeyen tek bir bina bile kalmamisti. yine depremin olusturdugu cukurlar ve yariklarda yeni akarsularin meydana geldigi soyleniyordu ama bunun ne kadarinin gercek ne kadarinin abartma oldugunu bilemiyoruz. deprem istanbul'da hissedildiyse de ne kadar yikima sahip oldugunu bilmiyoruz. depremin tokat gibi karadeniz sehirlerinde bile hissedildigi bazi kaynaklarda gecer.

1489'da istanbul yakinlarinda gerceklesen bir depremde istanbul'daki bazi cami minareleri yikildi.

1509'da istanbul tarihinin en buyuk depremlerinden biri gerceklesti. bu depremin sorumlusu yukarda bahsettigim adalayin guneyinden gecen ve buyuk istanbul depremine sebep olmasi beklenen fay hattiydi. bu fay hatti en son 1296'da harekete gecmisti ve bunun uzerinden 213 sene gecmisti. eski istanbul depremlerine baktigimizda 1509'daki deprem hakkinda en fazla bilgiye sahip oldugumuz depremlerden biridir. bu depreme ayni zamanda "kucuk kiyamet" adi verilmistir. 10 eylul tarihinde gerceklesen depremin buyuklugu 7.2-7.3 olarak tahmin edilmektedir ve depremin tsunamiye sebep oldugu bilinmektedir. depremde istanbul'da yasayan 160 bin kisiden 13 bini hayatini kaybetmistir bu da nufusun %8'ine tekabul eder (bugunku hesaplamayla 1 milyona yakin insanin olmesi gibi bir sey).

depremde binden fazla ev ve 100'den fazla cami zarar gormustu. depremin oncesinde hicbir artci sok olmamakla beraber sonrasinda 45 tanesi hissedilebilecek buyuklukte (en az 3 buyuklugunde) olmak uzere yuzlerce artci sok meydana geldigi tahmin edilmektedir. istanbul'da depremden dolayi zarar gormeyen bir tane bile bina (toplam 35 bin ev vardi) kalmadigi yine bildirilen seyler arasindadir.

sehrin duvarlari epeyce zarar gormustu ve sehrin etrafindaki kale tipi yapilar da ciddi anlamda etkilenmisti. deniz kenarindaki evler temellerinden kopup denize dokulmustu ve suyun altina batmisti. sehrin kulelerinden 49 tanesi tamamen yikilmis, geri kalanlar kismen zarar gormus ve tamire muhtac hale gelmisti. denizin topragi isgal etmesi sonucu sehrin bir cok bolgesinde su baskinlari gorulmus, bazi yerlerde sahil seridinin haritasi kalici olarak degismisti. anadolu hisari ve rumeli hisari bile buyuk olcude zarar gormustu ve tamir edilmek zorundaydi. kiz kulesi kismen yikilmis ve duvarlarinin cogu buyuk olcude catlamisti.

zarar istanbul'la sinirli da degildi. ornegin canakkale'nin avrupa yakasinda zarar gormemis bir ev bile kalmamisti. edirne'de bir cok caminin minaresi tamamen yikilmis, bazi camilerin kubbelerinde catlaklar meydana gelmisti. bolu'da sehri cevreleyen duvarlar ve bazi kuleler yikilmisti. deprem yunanistan'da bile hissedilmis ve zarara yol acmisti. bu depremin artci soklari 2 sene devam edecek ve 1511'de edirne'de gerceklesen ve kismi yikima sebep olan bir artci sok gerceklesecekti.

depremden sonra yikilan yerleri yeniden insa edebilmek icin 60 bin isci tutulacakti ve yillarca suren bir calisma gerceklesecekti. depremin hemen ertesi gunu baslayan tamir islemleri olmasaydi buyuk ihtimalle artci soklar daha fazla zarara yol acabilirdi.

depremin gece 3-4 arasinda gerceklestigi tahmin ediliyor. depremden soz eden ilk yazilardan biri istanbul'da yasayan venedikli nicolo zustignan'in arkadaslarina yazdigi mektuptur. bu mektupta depremin 10 eylul gunu gece yarisindan 4 saat sonra gerceklestigi yaziyor.

12 haziran 1542'de trakya'da gerceklesen bir deprem istanbul'da da siddetli bir sekilde hissedilmisti. canakkale'nin avrupa yakasi, edirne ve istanbul'da toplam 5 bine yakin insanin hayatini kaybettigi depremde binden fazla bina yikilmis, cok daha fazlasi tahrip olmustu.

10 mayis 1556'da gerceklesen bir baska depremin merkezi erdek yakinlariydi. deprem sonrasinda ortaya cikan zarar erdek'le sinirli olmayacakti. bursa ve istanbul'da bir cok bina, istanbul'un surlari, bir cok caminin minaresi yikilacakti, ayasofya'nin duvarlari catlayacakti ve fatih camisinin duvarlarinda agir tahribat cikacakti.

28 haziran 1648 tarihinde buyuk ihtimalle merkezi turkiye disinda (bulgaristan veya romanya) olan buyuk bir deprem istanbul'da cok katli evlerin, kulelerin ve cami minarelerinin onemli bir kismini tahrip ederken kucuk bir kismini tamamen yikmayi basardi.

17 subat 1659'da merkezi buyuk ihtimalle ege denizinde olan bir depremde istanbul'da cok sayida bina zarar gorurken bazi binalar tamamen yikildi. deprem yunan adalarinda, yunanistan'da, trakya'da, ege bolgesinin sahil kesiminde ve istanbul'da hissedildi.

25 mayis 1719 tarihinde marmara denizinin dogusunda, izmit civarinda buyuk bir deprem meydana geldi. deprem oncesinde meydana gelen artci sok, insanlari uyarsa da bir cok insan hazirliksiz yakalanacakti. depremde izmit korfezinin her iki tarafindaki sehir ve kasabalar neredeyse tamamen tahrip oldu. korfezin etrafinda zarar gormeyen bir tane bile bina kalmamisti. istanbul'da 40'tan fazla minare, 30'a yakin kule tamanen yikildi ve bircogu kismen tahrip oldu. depremin etkileri izmir ve selanik gibi sehirlerde dahi gorulecekti. ayni golcuk depreminde oldugu gibi en fazla zarar yalova, izmit, karamursel kasabalarinda goruldu. sehre su getiren kanal tamamen cokmus ve izmit sehri susuz kalmisti. izmit ve cevresinde hayatini kaybeden insan sayisi 6 bini geciyordu (bugunku nufusa vurdugumuzda 1 milyona yakin insan eder). deprem sabah ezani okunurken meydana gelmisti ve ortalik henuz aydinlanmamisti. bu da can kaybini arttiran detaylardan biriydi. bu deprem aslinda 1999 yilinda gorulen 17 agustos ve 12 kasim depremlerinin kombinasyonu gibiydi cunku kirilan fay hatti duzce'den baslayip golcuk'e kadar geliyordu ve her iki depremi de kapsiyordu.

2 eylul 1754'te yani bir onceki depremden 35 yil sonra izmit korfezindeki fayin geri kalan kismi da kirilacak ve yeni bir deprem olusturacakti. 35 yil onceki depremde neredeyse tamamen yikilan ve sonradan yeniden insa edilen kasabalar bir kez daha yikilacakti. deprem aksam 21:30 saatinde gerceklesti ve 2 dakika surdu. deprem marmara bolgesinin karadeniz kiyilarinda bile yikima sebep olacakti. ornegin eregli'de bir deniz feneri tamamen yikilacakti. bu depremde toplam 4 bin kisi hayatini kaybedecekti. bu depremden tam olarak 245 yil sonra ayni bolgede golcuk depremi yasandi.

korfez depreminden tam olarak 12 yil sonra 1766'da istanbul bir "kucuk kiyamet" daha yasadi. adalarin guneyindeki fay hatti kirilali 257 yil olmustu ve fayin yeniden kirilma vakti gelmisti. ilginctir ki 1754'teki korfez depremiyle 1766'daki deprem arasinda 12 yil fark oldugu icin bir cok insan buyuk istanbul depreminin golcuk depreminden 12 yil sonra, yani 2011'de olacagini dusunuyordu ama bu gerceklesmedi. konumuza donelim, 1766'daki deprem istanbul tarihinin en yikici depremlerinden biriydi.

22 mayis tarihinde gunes dogduktan hemen sonra gerceklesen deprem topkapi sarayi dahil bir cok binada yikim yaratirken donemin padisahi ve devlet buyukleri aylarca cadirda kalmak zorunda kalacakti. deprem marmara denizinin her iki yakasinda da tsunamiye sebep olmustu ve kiyi seridinde sel olusmustu. bu depremden sonra ortaya cikan artci soklar aylarca devam edecek, agustos'un 5'inde meydana gelen artci sok depremin kendisine yakin siddette olacakti. depremde 4-5 bin civarinda kisi hayatini kaybetmisti. deprem sabah namazindan hemen sonra insanlar camileri bosaltinca meydana geldigi icin olu sayisi nispeten dusuk tutulmustu. son 35 yilda 2 kere depremle yikilip yeniden insa edilen izmit bu depremle beraber yeniden yikim yasayacak ve istanbul'dan sonra en fazla zayiat verilen yer olacakti.

bursa, edirne, gelibolu gibi depremin merkez ussune nispeten uzak olan bolgelerde bile coken binalar ve olen insanlar vardi. yukarda bahsettigim depremin 5 agustos'taki artci sokunda tekirdag sehrinin neredeyse tamami ve cevre kasabalar tamamen haritadan silinecekti. bu depremde istanbul'da olup da zarar gormeyen ve tamir gerektirmeyen bir tane bile bina kalmamisti. bu deprem adalarin guneyinden gecen fay hattinda gerceklesen son buyuk depremdi. 557'den 1766'ya kadar bu fay hattinda gerceklesen toplam 6 deprem vardi. iki deprem arasindaki en kisa zaman dilimi 199 yil, en uzun zaman dilimi 307 yil ve ortalama zaman dilimi 242 yildi. 1766'dan itibaren 242 yil sayarsak 2008 yilina denk geliyor. yani depremler arasindaki ortalama zaman farkini tuttursaydik bir sonraki deprem 2008'de olacakti. onumuzdeki 15-20 yil icinde depremin olmamasi istatistiksel olarak buyuk bir surpriz olacaktir.

1766'dan sonra istanbul'un yeniden insasi uzun zaman alacakti. 10 yil sonra henuz sehrin yeniden insaasi yeni tamamlanmisken bir deprem daha oldu. bu depremde cok buyuk bir zarar meydana gelmese de bir cok binanin yeniden tamiri gerekecekti. 1800, 1802 ve 1809 yillarinda merkezi istanbul disinda olan 2 deprem sehirde hissedildi ve az miktarda zarara sebep oldu. 1855'te bursa'da gerceklesen ve sehri buyuk olcude yikan deprem istanbul'da hissedildi ve az sayida eski bina bu depremde zarar gordu. bu deprem sonrasinda cikan yangin deprem tarafindan yikilmayan bolgeleri de yikacakti ve osmanli imparatorlugu sehri yeniden insa edebilmek icin epeyce borc almak zorunda kalacakti.

1877'de marmara denizinde gerceklesen depremde istanbul'un adalari ve sahil kesimi zarar gorecekti. adalarin neredeyse tamamen yikildigi depremin etkisi uzun sure devam etti.

1894'te izmit'te bir yikici deprem daha gerceklesti. deprem izmit'ten baska adapazari ve istanbul'da onemli miktarda zarara sebep oldu. yalova ve sapanca'da cok az bina ayakta kalabilmisti ve sakarya nehri depremden dolayi tasip sele sebep olmustu. istanbul'a su saglayan 3 ana barajin tamaminin tahrip oldugu deprem sehirde uzun sure su sikintisi yaratacakti. siddetli dalgalar sonrasi kiyiya vuran ve parcalanan kayik ve teknelerde cok sayida insan can verdi. deprem sonrasi coken kapalicarsida 135 kisi enkaz altinda kalarak can verdi. bu deprem oglen saat 12:30 civarinda gerceklesmisti. istanbul ve cevresinde gerceklesen buyuk depremlerden insanlari gece uykuda yakalamayan az sayida depremden biridir.

bunlardan baska bir de 1999'daki golcuk depremi var ama bu zaten herkesin bildigi bir deprem oldugu icin ayrintilariyla bahsetmeye gerek yok.

bir sonraki istanbul depreminin ne zaman olacagini bilmiyoruz. 1999'daki deprem sayesinde kuzey anadolu fay hattinin marmara denizine kadar olan kismi kirilmis durumda. bundan sonra bu fay hattinin kirilacak bir sonraki yerinin adalarin guneyinden gecen kisim oldugu artik kimsenin tartismadigi bir sey. depremin tam olarak vaktini tahmin etmek zor ama tum etkenleri sabit tutarsak deprem ne kadar erken olursa siddeti o kadar az olacaktir cunku her gecen gun fay hattindaki gerilim birikmeye devam etmektedir.

7 Kasım 2019 Perşembe

DEPREM KONUSUNDA BAZI ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR




DEPREM KONUSUNDA BAZI ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR




KAYNAK: https://uia.org/ybio?name=Earthquake


OPEN YEARBOOK

"This information is part of the Open Yearbook, a free service of UIA's subscription-based Yearbook of International Organizations (YBIO). It includes profiles of non-profit organizations working worldwide in all fields of activity. The information contained in the profiles and search functionality of this free service are limited.

The full-featured Yearbook of International Organizations (YBIO) includes over 72,500 organization profiles, additional information in the profiles, sophisticated search functionality and data export. For more information about YBIO, please click here or contact us.

The UIA is a leading provider of information about international non-profit organizations. The aim of the Open Yearbook is to promote the activities of international non-governmental organizations (INGOs) and intergovernmental organizations (IGOs)." UNION OF INTERNATIONAL ASSOCIATIONS
Union des Associations Internationales





Name Acronym Founded City HQ Country/Territory HQ Type I Type II Type III
International Association for Earthquake Engineering IAEE 1963 Tokyo Japan C
European Association for Earthquake Engineering EAEE 1964 London UK D
ASEAN Earthquake Information Centre AEIC 2000 Jakarta Indonesia E
Earthquakes and Megacities Initiative EMI 1998 Quezon City Philippines F
Global Earthquake Model Foundation GEM Foundation Pavia Italy F f Foundations
Institute of Earthquake Engineering and Engineering Seismology IZIIS 1965 Skopje North Macedonia G j Institutes
International Institute of Earthquake Engineering and Seismology IIEES 1989 Teheran Iran Islamic Rep G j Institutes
World Agency of Planetary Monitoring and Earthquake Risk Reduction WAPMERR 2001 Geneva Switzerland G
International Conference on Earthquake Geotechnical Engineering ICEGE S c Conference Series
European Centre on Prevention and Forecasting of Earthquakes ECPFE 1987 U gx IGOs
IASPEI Commission on Earthquake Hazard and Prediction U d
International Advisory Committee on Earthquake Risk U x
International Institute of Earthquake Prediction Theory and Mathematical Geophysics IIEPT / MITPAN U jx Institutes
International Institute of Seismology and Earthquake Engineering IISEE 1962 U jx Institutes
Latin American and Caribbean Earthquake Engineering Network 1989 U x
Southeast Asia Association of Seismology and Earthquake Engineering SEASEE 1979 U d
United Nations Trust Fund for Integrating Public Administration and the Science of Earthquakes in Prediction UNEPPA Trust Fund 1996 U gfx United Nations Bodies, Funds, Foundations, IGOs
Worldwide Programme of Post-Earthquake Investigations 1992 U x