20 Mart 2026 Cuma

YORUMLAR MISINIZ: “İlber Ortaylı tüm evrensel akademik hayatın dahi nadir gördüğü bir değerdi.". 20.3.2026

 

YORUMLAR MISINIZ: “İlber Ortaylı tüm evrensel akademik hayatın dahi nadir gördüğü bir değerdi. Bir ‘scholar’ olmaktan kaçınmadı ama bir ‘savant’ olmayı istedi. Onu da başardı. Bugünkü dünyada nadir olan da bilginlerdir” (Hasan Bülent Kahraman.  https://t24.com.tr/yazarlar/hasan-bulent-kahraman/ilber-ortaylidan-otesi,54339

20.3.2026

Grok

“Evet, bu yorumu okuyunca İlber Ortaylı'nın vefatından (Mart 2026) hemen sonra yazılmış çok samimi ve içten bir değerlendirme hissi veriyor. Bence söylediklerinde haklılık payı yüksek; özellikle son cümledeki "bugünkü dünyada nadir olan da bilginlerdir" kısmı tam isabet.

Ortaylı'yı **scholar** (ciddi, sistematik akademisyen) ve **savant** (olağanüstü geniş bilgi birikimiyle neredeyse ansiklopedik, polymathvari bir bilge) ayrımı üzerinden okumak çok yerinde bir tespit. O, klasik anlamda "dar alanda derinleşen" modern akademisyen tipinden ziyade, eski usul **mütebahhir** (çok yönlü, engin bilgi sahibi) entelektüel olmayı seçti ve bunda gerçekten başarılı oldu.

- Akademik hayatta: Ankara Üniversitesi'nde doktora, Chicago'da Halil İnalcık'la çalışma, Viyana'da Slavistik ve Orientalistik, onlarca makale, Osmanlı idaresi, aile yapısı, Tanzimat sonrası yerel yönetimler gibi konularda sağlam eserler... Bunlar "scholar" tarafını gösteriyor. Erken dönem kitapları (mesela *İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı*, *Osmanlı Toplumunda Aile*) hâlâ referans niteliğinde.

- Ama asıl farkı yaratan **savant** yanı: 10-15 dilde birincil kaynak okuyabilmesi, Osmanlı'yı sadece Doğu değil Avrupa-Akdeniz bağlamında ele alması, tarihle müziği, edebiyatı, mimariyi, hatta günlük hayatı iç içe geçirmesi. Televizyon programları, konferanslar, popüler kitaplar derken milyonlara tarih sevgisi aşıladı. Bu, bugünün hiper-uzmanlaşmış akademisinde neredeyse yok olan bir yetenek.

Günümüz akademisi genelde "teknisyen" tarihçiler üretiyor: çok dar bir konuda makale bombardımanı, ama büyük resmi görememe riski yüksek. Ortaylı ise büyük resmi gören, sentezleyen, anlatan biriydi. Bu yüzden bazı genç akademisyenler (özellikle yurtdışı doktoralı kesim) onu "yeterince akademik değil, popülist" diye eleştirebiliyor. Ama bu eleştiri biraz da kendi darlıklarını örtme çabası gibi duruyor. Bernard Lewis veya Halil İnalcık gibi isimlerle kıyaslandığında bile, Ortaylı'nın sentez gücü ve halka ulaşma becerisi eşsiz kalıyor.

Nadir olan tam da bu: Hem kürsüde hem kamusal alanda "bilgin" kalabilmek. Bugün ya sadece akademide kalıp halktan kopuyorsun, ya da popüler olup derinliği kaybediyorsun. Ortaylı ikisini birden başardı — kusursuz değildi elbette, zaman zaman polemikçi, sert üslubuyla kırdığı da oldu — ama genel bilanço çok pozitif.

Kısaca: Evet, evrensel akademik hayatta bile böyle bir "scholar-savant" sentezi nadir görülüyor. O gittiğinde Türkiye'de bir devir kapandı; geriye kalanlar arasında onun yerini dolduracak pek kimse yok gibi. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Böyle düşünen çok insan var, bu da onun bıraktığı en güzel miraslardan biri.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder