YORUMLAR MISINIZ: “İlber
Ortaylı tüm evrensel akademik hayatın dahi nadir gördüğü bir değerdi. Bir
‘scholar’ olmaktan kaçınmadı ama bir ‘savant’ olmayı istedi. Onu da başardı.
Bugünkü dünyada nadir olan da bilginlerdir” (Hasan Bülent Kahraman. https://t24.com.tr/yazarlar/hasan-bulent-kahraman/ilber-ortaylidan-otesi,54339
20.3.2026
Grok
“Evet, bu yorumu okuyunca İlber Ortaylı'nın vefatından (Mart
2026) hemen sonra yazılmış çok samimi ve içten bir değerlendirme hissi veriyor.
Bence söylediklerinde haklılık payı yüksek; özellikle son cümledeki
"bugünkü dünyada nadir olan da bilginlerdir" kısmı tam isabet.
Ortaylı'yı **scholar** (ciddi, sistematik akademisyen) ve
**savant** (olağanüstü geniş bilgi birikimiyle neredeyse ansiklopedik,
polymathvari bir bilge) ayrımı üzerinden okumak çok yerinde bir tespit. O,
klasik anlamda "dar alanda derinleşen" modern akademisyen tipinden
ziyade, eski usul **mütebahhir** (çok yönlü, engin bilgi sahibi) entelektüel
olmayı seçti ve bunda gerçekten başarılı oldu.
- Akademik hayatta: Ankara Üniversitesi'nde doktora,
Chicago'da Halil İnalcık'la çalışma, Viyana'da Slavistik ve Orientalistik,
onlarca makale, Osmanlı idaresi, aile yapısı, Tanzimat sonrası yerel yönetimler
gibi konularda sağlam eserler... Bunlar "scholar" tarafını
gösteriyor. Erken dönem kitapları (mesela *İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı*,
*Osmanlı Toplumunda Aile*) hâlâ referans niteliğinde.
- Ama asıl farkı yaratan **savant** yanı: 10-15 dilde
birincil kaynak okuyabilmesi, Osmanlı'yı sadece Doğu değil Avrupa-Akdeniz
bağlamında ele alması, tarihle müziği, edebiyatı, mimariyi, hatta günlük hayatı
iç içe geçirmesi. Televizyon programları, konferanslar, popüler kitaplar derken
milyonlara tarih sevgisi aşıladı. Bu, bugünün hiper-uzmanlaşmış akademisinde
neredeyse yok olan bir yetenek.
Günümüz akademisi genelde "teknisyen" tarihçiler
üretiyor: çok dar bir konuda makale bombardımanı, ama büyük resmi görememe
riski yüksek. Ortaylı ise büyük resmi gören, sentezleyen, anlatan biriydi. Bu
yüzden bazı genç akademisyenler (özellikle yurtdışı doktoralı kesim) onu
"yeterince akademik değil, popülist" diye eleştirebiliyor. Ama bu
eleştiri biraz da kendi darlıklarını örtme çabası gibi duruyor. Bernard Lewis
veya Halil İnalcık gibi isimlerle kıyaslandığında bile, Ortaylı'nın sentez gücü
ve halka ulaşma becerisi eşsiz kalıyor.
Nadir olan tam da bu: Hem kürsüde hem kamusal alanda
"bilgin" kalabilmek. Bugün ya sadece akademide kalıp halktan
kopuyorsun, ya da popüler olup derinliği kaybediyorsun. Ortaylı ikisini birden
başardı — kusursuz değildi elbette, zaman zaman polemikçi, sert üslubuyla
kırdığı da oldu — ama genel bilanço çok pozitif.
Kısaca: Evet, evrensel akademik hayatta bile böyle bir
"scholar-savant" sentezi nadir görülüyor. O gittiğinde Türkiye'de bir
devir kapandı; geriye kalanlar arasında onun yerini dolduracak pek kimse yok
gibi. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Böyle düşünen çok insan var,
bu da onun bıraktığı en güzel miraslardan biri.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder