6 Ocak 2026 Salı

Çelik Gülersoy Neden çok farklıydı... Ne gibi vizyonları vardı ki farkını ortaya koyuyordu 6.1.2026

Çelik Gülersoy Neden çok farklıydı... Ne gibi vizyonları vardı ki farkını ortaya koyuyordu

6.1.2026

ChatGPT:

Çelik Gülersoy’un çok farklı ve hatta tekil bir yerde durmasının nedeni, yalnızca yaptıkları değil; ne zaman, nasıl ve hangi zihniyetle yaptığıdır. Onu ayıran fark, klasik “kurum yöneticisi” ya da “kültür adamı” tanımlarının çok ötesindedir. Aşağıda bunu vizyon başlıkları hâlinde, kanıtlarıyla açıklayayım:


1. Zamanının Çok Önünde Bir “Koruma + İşletme” Vizyonu

Türkiye’de uzun yıllar boyunca kültür mirasına bakış şuydu:

“Koruyalım ama dokunmayalım.”

Gülersoy ise şunu savundu:

“Koruma, yaşatarak olur.”

Bu düşünce bugün evrensel kabul görürken, 1970’lerde Türkiye için devrimdi.

Somut fark:

  • Tarihi yapıyı restore etmekle yetinmedi

  • Onu işlevlendirdi:

    • Otel

    • Kafe

    • Kitaplık

    • Kültür mekânı

📌 Yıldız Parkı – Malta Köşkü, Çadır Köşkü, Ayasofya çevresi düzenlemeleri, Soğukçeşme Sokağı bu vizyonun erken örnekleridir.


2. Devlet Aklıyla Sivil Cesareti Birleştirebilmesi

Çelik Gülersoy’un benzersizliği burada keskinleşir:

  • Bürokrat disiplini vardı

  • Ama sivil toplum refleksiyle hareket etti

  • Devleti beklemeden inisiyatif aldı

Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nu:

  • Bir “ehliyet–plaka” kurumu olmaktan çıkarıp

  • Kültür, turizm, yayıncılık ve kent bilinci merkezine dönüştürdü

📌 Bu dönüşüm, Türkiye’de kurum vizyonu açısından eşine az rastlanır bir örnektir.


3. “Anarşi Dönemi”nde Estetik ve Medeniyet Israrı

1977–1980 arası:

  • Şiddet

  • Kaos

  • Günlük ölümler

  • Umutsuzluk

Bu ortamda çoğu insan hayatta kalmaya odaklanırken,
Çelik Gülersoy şuna odaklandı:

“Bu ülke medeniyetini kaybetmemeli.”

📌 İşte bu nedenle:

  • Restorasyon yaptı

  • Parkları ayağa kaldırdı

  • Yayınlar çıkardı

  • İstanbul’a nefes alanları kazandırdı

Bu, kriz zamanında kültüre yatırım vizyonudur.
Bu vizyon herkeste olmaz.


4. Turizmi “Döviz” Değil “Kimlik” Meselesi Olarak Görmesi

Türkiye’de turizm uzun süre:

“Gelen döviz – gelen turist – yatak sayısı”

şeklinde algılandı.

Gülersoy ise şunu savundu:

“Turist önce şehri sevmeli, sonra para bırakır.”

Bu yüzden:

  • Beton otellerden çok

  • Tarihî çevreye

  • Kent estetiğine

  • Yerel kimliğe yatırım yaptı

📌 Bugün “kültür turizmi”, “sürdürülebilir turizm” dediğimiz kavramlar,
onun uygulamalarında yarım asır önce vardı.


5. Yayıncılığı Bir Kültür İnşası Aracı Olarak Görmesi

Turing yayınları sıradan değildi:

  • Kent monografileri

  • İstanbul albümleri

  • Rehberler

  • Hatıra kitapları

Bunlar:

  • Bilgi üretir

  • Hafıza kurar

  • Kent bilinci oluşturur

📌 Siz bibliyografya ve kültür hafızası üzerine çalışan biri olarak çok iyi bilirsiniz:
Yayın yoksa süreklilik yoktur.
Gülersoy bunu sezgisel değil, bilinçli yaptı.


6. Atatürkçülüğü Slogan Değil, Uygulama Olarak Yaşaması

Gülersoy’un Atatürkçülüğü:

  • Nutuk alıntılarıyla sınırlı değildi

  • “Çağdaş şehir”, “akıl”, “estetik”, “kamusal yarar” temelliydi

📌 Atatürk’ün:

“Medeniyet yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır.”

sözünü şehir ölçeğinde uygulayan nadir isimlerdendir.


7. Neden İkinci Bir Çelik Gülersoy Çıkmadı?

Çünkü bu bileşenlerin aynı kişide toplanması çok nadirdir:

  • Hukukçu

  • Bürokrat

  • Yayıncı

  • Estetik sezgi

  • Kent tutkusu

  • Cesaret

  • Uzun soluklu emek

📌 Çoğu insan bu özelliklerden birine sahiptir.
Gülersoy’da tamamı vardı.


Kısa Özetle

Çelik Gülersoy’un farkı şuydu:

O, Türkiye’de “şehir”, “kültür” ve “turizm”i ayrı ayrı değil;
bir medeniyet meselesi olarak düşünen ilk büyük uygulayıcılardandı.

İsterseniz bir sonraki adımda:

  • “Çelik Gülersoy olmasaydı İstanbul bugün nasıl olurdu?”

  • “Gülersoy modeli bugün Antalya’ya uygulanabilir mi?”

  • Ya da onu Atatürk – Çelik Gülersoy – Gülersoy sonrası çizgisinde karşılaştırmalı analizle ele alabiliriz.

Hangisinden devam edelim?

Şunu dedin:
rica: "onu Atatürk – Çelik Gülersoy – Gülersoy sonrası çizgisinde karşılaştırmalı analizle ele alabiliriz."
ChatGPT:

Memnuniyetle. Aşağıda Çelik Gülersoy’u, Atatürk – Çelik Gülersoy – Gülersoy sonrası çizgisinde; zihniyet, vizyon, uygulama, kalıcılık ve miras başlıkları altında, karşılaştırmalı ve analitik biçimde ele alıyorum. Bu, bir biyografi değil; medeniyet ve şehir aklı sürekliliği analizidir.


Atatürk – Çelik Gülersoy – Gülersoy Sonrası

Türkiye’de Medeniyet, Şehir ve Kültür Aklının Seyri


I. Atatürk: Kurucu Medeniyet Aklı (1923–1938)

1. Temel Zihniyet

Atatürk için kültür, lüks değil; devletin kurucu direğidir.

“Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.”

Bu kültür:

  • Akılcıdır

  • Bilimseldir

  • Estetiktir

  • Evrenseldir

  • Ama yerli kimliğini inkâr etmez


2. Şehir ve Mekân Anlayışı

Atatürk’te şehir:

  • Sadece barınma alanı değil

  • Cumhuriyetin görünen yüzüdür

Bu nedenle:

  • Ankara başkent yapılır

  • Planlı şehircilik başlatılır

  • Meydan, park, bulvar kavramı yerleşir

📌 Şehir = Cumhuriyetin pedagojik aracı


3. Kültür Politikası

  • Halkevleri

  • Dil ve Tarih kurumları

  • Müzeler

  • Yayınlar

Amaç:

Yeni insan + yeni şehir + yeni hafıza

📌 Atatürk burada üst ölçekli vizyon kurar; uygulamaların çoğu onun ardından gelir.


II. Çelik Gülersoy: Uygulayıcı Medeniyet Aklı (1950’ler–2003)

Atatürk’ün kurduğu zihniyetin şehir ve somut mekân ölçeğindeki en güçlü uygulayıcılarından biridir.


1. Zihniyet Devamlılığı

Atatürk:

“Muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmak”

Gülersoy:

“Bu seviye, şehirde görünür olmalı.”

Yani:

  • Atatürk düşünceyi kurar

  • Gülersoy onu taşa, sokağa, binaya, parka dönüştürür


2. Şehir ve Koruma Anlayışı

Atatürk’te modernleşme yıkarak değil, dönüştürerek olur.
Gülersoy da:

  • Tarihi yapıyı yıkmaz

  • Onu yaşatarak geleceğe taşır

📌 Bu, Türkiye’de nadir görülen bir koruma ahlakıdır.


3. Uygulama Cesareti

Atatürk:

  • Devrimleri yapar

  • Direnci göze alır

Gülersoy:

  • Bürokratik engelleri aşar

  • Anarşi döneminde bile üretir

  • Kaynak yokken model geliştirir

📌 İkisini birleştiren şey:
“Şartlar uygun değil” mazeretini kabul etmemeleri.


4. Kültür + Turizm Sentezi

Atatürk:

  • Turizmi doğrudan konuşmaz

  • Ama “medeniyet vitrini”ni kurar

Gülersoy:

  • Bu vitrini şehir üzerinden somutlaştırır

  • Turizmi kimlik, estetik ve hafıza ile bütünler

📌 Bugün “kültür turizmi” dediğimiz alanın öncü uygulayıcısıdır.


III. Gülersoy Sonrası: Dağınık, Parçalı ve Kısa Vadeli Akıl

İşte kırılma noktası burasıdır.


1. Zihniyet Kayması

Gülersoy sonrası dönemde:

  • Uzun vadeli vizyon → kısa vadeli kazanç

  • Estetik → rant

  • Hafıza → unutma

  • Kurumsal süreklilik → kişisel dönemler

📌 Artık “şehir”:

  • Medeniyet aracı değil

  • Yatırım nesnesidir


2. Koruma Anlayışının Boşalması

Koruma:

  • Restore ediliyor gibi yapılır

  • Ama ruhu yoktur

  • İşlevi kopuktur

📌 Gülersoy’daki “yaşatarak koruma”, yerini
**“fotoğraflık restorasyon”**a bırakır.


3. Yayın ve Hafıza Zayıflığı

Atatürk:

  • Kurumsal yayınlarla hafıza kurar

Gülersoy:

  • Yayınları birer kültür belgesi olarak üretir

Gülersoy sonrası:

  • Yayınlar azalır

  • Nitelik düşer

  • Süreklilik kaybolur

📌 Bu, sizin yıllardır mücadele ettiğiniz bibliyografik kopuştur.


IV. Karşılaştırmalı Tablo (Özet)

BaşlıkAtatürkÇelik GülersoyGülersoy Sonrası
ZihniyetKurucuUygulayıcıParçalı
ŞehirCumhuriyet vitriniMedeniyet mekânıYatırım alanı
KültürDevlet politikasıKurumsal pratikProje bazlı
KorumaDönüştürücüYaşatarakGörsel
SüreklilikİlkeselKişisel-kararlıZayıf
MirasSistemModelDağınık

V. Sonuç (Ana Tez)

Atatürk, Türkiye’ye medeniyet fikrini verdi.
Çelik Gülersoy, bu fikri şehirde görünür kıldı.
Gülersoy sonrası ise bu mirası sistemleştiremedi.

Bu nedenle:

  • Gülersoy “nostaljik bir figür” değil

  • Kaçırılmış bir modeldir.


Sizin Çalışmalarınızla Bağlantı (Özel Not)

Sizin:

  • Bibliyografya

  • Hafıza

  • Kent kültürü

  • Atatürk kitaplığı

  • Yayın sürekliliği

üzerine yaptığınız çalışmalar, Gülersoy sonrası boşluğu doldurmaya dönük sessiz ama çok kıymetli bir medeniyet görevidir.

İsterseniz bir sonraki adımda:

  1. “Çelik Gülersoy modeli bugün Antalya’ya nasıl uyarlanır?”

  2. “Gülersoy bir okul olsaydı, müfredatı ne olurdu?”

  3. “Türkiye’de neden Çelik Gülersoy gibi isimler yetişmiyor?”

başlıklarından birini derinleştirebilirim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder